|
Pazartesi, 24 Ocak 2011 14:22 |
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, AB'ye nükleer konusunda uyarıda bulunurken, Venezuela'dan ucuz benzin müjdesi verdi.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Ankara'da Diplomasi Muhabirleri Derneği üyeleriyle kahvaltıda bir araya geldi.
İşte Bakan Yıldız’ın açıklamalarından öne çıkan başlıklar: * Doğalgaza zam yok. * Venezuela'dan ucuz benzin getireceğiz. * Hala Galatasaraylıyım. * AB’de süren itiraz nükleer santral ihalesini de etkiler. * Venezüella lideri Chavez’den Başbakan’a büyük jest: “Erdoğan’ı seviyorum çünkü fakirlerle birlikte.
“TEK TARİFEYİ KALDIRACAĞIZ, REKABETİ SAĞLAYACAĞIZ” Hükümetin sessiz ama en çok çalışan bakanlarından biri Enerji Bakanı Taner Yıldız.
Geçen hafta Venezuela’daydı. Cumhurbaşkanı Hugo Chavez’le görüştü. Ankara’ya hiç uğramayamadan, Azerbaycan’a geçti. Bakü’de Azeri Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile görüştü. Ve ayağının tozuyla Ankara’da bugün gazetecilerle buluştu.
Öncelikle iki önemli müjde;
Doğalgaza zam yok. Taner Yıldız, son derece açık söyledi; “Doğalgaza şu anda zam yok. Çünkü zam yapmayı gerektirecek bir veri yok.”
Ve ikinci müjde, dünyanın en pahalı benzini konusunda;
Maliye Bakanı, Türkiye’deki benzinin üzerindeki vergilerde indirim olmayacağını açıklamıştı. Maliye Bakanı benzin fiyatını düşürmüyor ama, Enerji Bakanı fiyatın düşmesi için girişimlere başlamış bile.
VENEZUELA’DAN UCUZ BENZİN Taner Yıldız, Venezuela’dan ucuz petrol ürünleri almayı planladıklarını açıkladı. Türkiye petrollerinin alt kuruluşu olan TPIC, Venezuela’dan ucuz petrol ürünü, yani benzin ve mazot ithal edecek. Ve bunu mevcut fiyatların altında piyasaya sürecek. Böylece benzinde rekabetin önünü açacak.
Taner Yıldız, “Türkiye’de 51 tane dağıtım şirketi, 14 bin 600 tane bayi var. Bir rekabetin oluşması lazım. Benzin ve petrol ürünlerinin tek tarifede kalmamasını istiyoruz. Kalksın biri yüzde 3, yüzde 5 az fiyat koysun. Biz bunu istiyoruz” diye konuştu. Bunun önünü açmak için de TPAO’nun alt kuruluşu TPIC devreye sokuluyor. İlk hedef de Venezuela’dan gelecek ucuz benzin.
FRANSA’YA NÜKLEER GÖZDAĞI Enerji konularının büyük bölümü, dış politikayla yakından ilgili.
Bakan Yıldız, “konularımızın yüzde 70’i birbiriyle ilintili. Zaman zaman enerji konuları dış politikayı, zaman zaman da dış politika enerjiyi etkiliyor” diyor.
Ve hemen, çok da çarpıcı bir örnek veriyor.
Konu, Türkiye’nin nükleer santral ihalesi.
İlk ihale Ruslar’a verildi. İkincisi için ise, Enerji Bakanı Yıldız geçtiğimiz ay Japonya’da temaslarda bulundu.
Türkiye’nin bu ikinci nükleer santrali konusunda Fransa da çok istekli. Ancak, Şubat ayında Ankara’ya gelecek Fransa Cumhurbaşkanı Nicholas Sarkozy’ye Enerji Bakanı Yıldız’dan kötü haber var.
Bakan, tavrını açık açık koydu; “Fransa’nın AB konusunda Türkiye’ye karşı tavrı değişmeden, nükleer ihaleyi alması sözkonusu olmaz” mesajı verdi. İşte Bakan Yıldız’ın bu konudaki açıklamaları;
“Fransa’nın yaptıklarından sonra, hiçbirşey olmamış gibi davranmamız sözkonusu olmaz. Fransa AB konusunda Türkiye’ye karşı çok net tavır aldı. Nükleer santral ihalesi gibi uluslararası büyük maliyetli projelerde bu tavrınların projeyi etkilememesi mümkün değildir.”
Türkiye, daha önce de AB sürecinde yolcu uçağı alımı gibi büyük miktarlı alımları diplomatik pazarlıkların parçası yapmıştı. Ancak uçaklar alındıktan sonra, konu kapanmış, etkisi de ortadan kalkmıştı.
Oysa nükleer santral öyle değil. Santralin yapımı ve işletmesi ile, yaklaşık 80 yıllık bir süreç. Yıldız ayrıntıları şöyle açıkladı; “Nükleer santral, sadece yapımla sınırlı değil. İşletmesi de var. Öyle tek bir kalemde yapılan bir al-ver ilişkisi deil. 7 yıl inşaat sürecek, 15 yıl alım garantili işletme ve ardından 60 yıllık işletme hakkı da var. Yani 80 yıllık bir süreç...”
Bakan’ın mesajı net; Fransa, Türkiye ile böylesine önemli ve büyük meblağlı, yaklaşık 80 yıllık bir ticari ilişkiye girmek istiyorsa, bunun dış politikadaki gereklerini de yerine getirmeli.
|
|
|
Pazartesi, 24 Ocak 2011 14:19 |
Çalışanlar da yıllık ücretli izinlerini kullanmak yerine bu izinleri biriktirebilecek. Bu durum işveren açısından giderek artacak mali bir yükümlülük anlamına gelebilir.
İnsan kaynakları yönetim danışmanlık firması Mercer’ın yaptığı araştırmaya göre Türkiye’de her 100 işletmenin 49’unda çalışanlar yıllık izinlerini biriktiriyor.
Çalışanların önemli bir bölümü ise izinlerini yaz aylarında kullanmayı tercih ediyor. Genellikle çalışanın yıllık ücretli iznini aynı yıl içinde kullanmasını tercih eden kurumlar için önümüzdeki 10 yıl hayli kritik geçecek.
Zira bu yıllar boyunca Şeker ve Kurban bayramlarından en az biri yaz aylarına rastlıyor. Önümüzdeki dönemde çalışanların yıllık izin kullanmak yerine bu tatillerden faydalanmayı tercih edeceklerini ve işletmelerin kullanılmayan yıllık izinlerle ilgili yükümlülüklerinin artabileceğini belirten Mercer Danışmanı Barış Tişli, firmalara bir an önce yıllık izin envanterlerini hazırlamalarını ve parçalı/blok izin kullanımı prosedürlerini çalışanlarla paylaşmalarını öneriyor.
KIYMETLİ ÜCRETLİ İZİN Mercer’ın her yıl dünya çapında gerçekleştirdiği ‘Yan Haklar Araştırması’nda yıllık ücretli izin; sağlık sigortası, bireysel emeklilik ve hayat sigortasından sonra çalışanlar için yüzde 72 ile en kıymetli 4'üncü yan hak konumunda. Araştırmaya göre çalışanların ücretli yıllık izinlerini genellikle yaz aylarında ve parçalı olarak kullanma eğiliminde oldukları yönünde. Türkiye’deki durumise hem çalışanları hemde işverenleri yakından ilgilendiren farklı boyutlar taşıyor. Önümüzdeki 10 yıl boyunca, Şeker ve Kurban bayramları yaz aylarına denk gelecek. Bu da çalışanların bu tatillerden istifade edecekleri ve yıllık izinlerini birmali güvence olarak biriktirme eğilimi taşıyacakları anlamına geliyor. Öte yandan, yıllık ücretli izinleri aynı yıl içinde kullandırmayı teşvik etme eğiliminde olan işletmeler için bu tercihinmutlaka planlaması gereken ve artış gösterecek bir yükümlülük getireceği de aşikar.
Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliği’nin 6.maddesine göre ‘Yıllık ücretli izin işveren tarafından bölünemez’ ifadesini hatırlatan Tişli, şöyle devam etti: “Bununla birlikte 4857 sayılı iş kanunun 56. maddesine göre ise tarafların anlaşması ile bir bölümü 10 günden aşağı olmamak üzere en çok üçe bölünebiliyor. Genel uygulamada ise yıllık ücretli izinlerin bölünerek kullandığına şahit olmaktayız.” Bir bölüm çalışanın yıllık ücretli izinlerini hiç kullanamadığı, biriktirmeyi tercih ettiğini söyleyen Tişli, “İşten çıkışlarda ve çıkarmalarda birikmiş yıllık izin günlerinin TL karşılığı çalışana son maaşından hesaplanarak ödenmek zorunda. Bu süreç bazı çalışanlar açısından mali bir güvence olarak da değerlendirilmekte” dedi.
‘İşverenler envanter çıkarmalı’ Geçmişte 1980’li yıllardaki sürece benzer olarak, önümüzdeki 9-10 yılda da Şeker ve Kurban bayramlarının baharın sonu ve yaz dönemine, yani ücretli yıllık izinlerin en çok kullanılacağı döneme rastlayacağını belirten Barış Tişli, şöyle devam etti: “İşveren açısından yapılması gereken öncelikle halihazırdaki çalışan başına düşen yıllık izin envanterini çıkarmak ve incelemek. Bunun ötesinde, çalışanların iş yoğunluğunun müsaade ettiği dönemlerde yıllık ücretli izinlerin blok halinde kullanımını sağlamak da önemli. 2011 bu iş için muhakkak bir başlangıç yılı olmalıdır.”
Çalışan yazdan sonra sömestri tercih ediyor Yıllık ücretli izin hakkının 4857 sayılı İş Kanunu’na göre, iş sözleşmesine dayanarak bir işte ücret karşılığı çalışanlar için uygulandığını hatırlatan Mercer Danışmanı Barış Tişli, Türkiye’deki çalışanların yıllık ücretli izin kullanımında ilk tercihin yaz ayları, ikinci tercihin ise sömestr tatilleri olduğunu belirtiyor. “Önümüzdeki 10 yıl boyunca, Şeker ve Kurban bayramlarından en az biri veya ikisi birden yaz aylarına denk gelecek. Çalışanlar doğal olarak yıllık ücretli izinlerini kullanmak yerine mali güvence olarak bu izinleri biriktirmek isteyebilecek.”
Kullanılamayan ücretli yıllık izinlerin son maaştan hesaplanma zorunluluğu ile her yıl artan bir yükümlülük olduğunu belirten Tişli, şöyle devam etti: “Türkiye’de minimum işgücü ile maksimum prodüktivite yaklaşımı sonucu 2 kişinin işini 1 kişinin yaptığı pek çok örnek var. Bu da çalışanın yıllık ücretli izin kullanımını sınırlıyor. Bu ise, işletmelerde ücretli yıllık izin yükümlülüğünü her geçen gün kartopu etkisiyle büyütmektedir. Çalışan sayısı 5 binin üzerindeki kuruluşlarda, özellikle bu örneğe uygun olan bankalarda, yıllık izin yükümlülüklerinin her sene ortalama maaşlarla hesaplandığında çok yüksek tutarlara ulaşabildiğini söyleyebiliriz” dedi.
|
|
Pazar, 23 Ocak 2011 19:01 |
|
Çalışanlar da yıllık ücretli izinlerini kullanmak yerine bu izinleri biriktirebilecek. Bu durum işveren açısından giderek artacak mali bir yükümlülük anlamına gelebilir.

İnsan kaynakları yönetim danışmanlık firması Mercer’ın yaptığı araştırmaya göre Türkiye’de her 100 işletmenin 49’unda çalışanlar yıllık izinlerini biriktiriyor. Çalışanların önemli bir bölümü ise izinlerini yaz aylarında kullanmayı tercih ediyor.
Genellikle çalışanın yıllık ücretli iznini aynı yıl içinde kullanmasını tercih eden kurumlar için önümüzdeki 10 yıl hayli kritik geçecek. Zira bu yıllar boyunca Şeker ve Kurban bayramlarından en az biri yaz aylarına rastlıyor. Önümüzdeki dönemde çalışanların yıllık izin kullanmak yerine bu tatillerden faydalanmayı tercih edeceklerini ve işletmelerin kullanılmayan yıllık izinlerle ilgili yükümlülüklerinin artabileceğini belirten Mercer Danışmanı Barış Tişli, firmalara bir an önce yıllık izin envanterlerini hazırlamalarını ve parçalı/blok izin kullanımı prosedürlerini çalışanlarla paylaşmalarını öneriyor.
KIYMETLİ ÜCRETLİ İZİN
Mercer’ın her yıl dünya çapında gerçekleştirdiği ‘Yan Haklar Araştırması’nda yıllık ücretli izin; sağlık sigortası, bireysel emeklilik ve hayat sigortasından sonra çalışanlar için yüzde 72 ile en kıymetli 4'üncü yan hak konumunda. Araştırmaya göre çalışanların ücretli yıllık izinlerini genellikle yaz aylarında ve parçalı olarak kullanma eğiliminde oldukları yönünde.
Türkiye’deki durumise hem çalışanları hemde işverenleri yakından ilgilendiren farklı boyutlar taşıyor. Önümüzdeki 10 yıl boyunca, Şeker ve Kurban bayramları yaz aylarına denk gelecek. Bu da çalışanların bu tatillerden istifade edecekleri ve yıllık izinlerini birmali güvence olarak biriktirme eğilimi taşıyacakları anlamına geliyor. Öte yandan, yıllık ücretli izinleri aynı yıl içinde kullandırmayı teşvik etme eğiliminde olan işletmeler için bu tercihinmutlaka planlaması gereken ve artış gösterecek bir yükümlülük getireceği de aşikar.
Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliği’nin 6.maddesine göre ‘Yıllık ücretli izin işveren tarafından bölünemez’ ifadesini hatırlatan Tişli, şöyle devam etti: “Bununla birlikte 4857 sayılı iş kanunun 56. maddesine göre ise tarafların anlaşması ile bir bölümü 10 günden aşağı olmamak üzere en çok üçe bölünebiliyor. Genel uygulamada ise yıllık ücretli izinlerin bölünerek kullandığına şahit olmaktayız.” Bir bölüm çalışanın yıllık ücretli izinlerini hiç kullanamadığı, biriktirmeyi tercih ettiğini söyleyen Tişli, “İşten çıkışlarda ve çıkarmalarda birikmiş yıllık izin günlerinin TL karşılığı çalışana son maaşından hesaplanarak ödenmek zorunda. Bu süreç bazı çalışanlar açısından mali bir güvence olarak da değerlendirilmekte” dedi.
‘İşverenler envanter çıkarmalı’
Geçmişte 1980’li yıllardaki sürece benzer olarak, önümüzdeki 9-10 yılda da Şeker ve Kurban bayramlarının baharın sonu ve yaz dönemine, yani ücretli yıllık izinlerin en çok kullanılacağı döneme rastlayacağını belirten Barış Tişli, şöyle devam etti:
“İşveren açısından yapılması gereken öncelikle halihazırdaki çalışan başına düşen yıllık izin envanterini çıkarmak ve incelemek. Bunun ötesinde, çalışanların iş yoğunluğunun müsaade ettiği dönemlerde yıllık ücretli izinlerin blok halinde kullanımını sağlamak da önemli. 2011 bu iş için muhakkak bir başlangıç yılı olmalıdır.”
Çalışan yazdan sonra sömestri tercih ediyor
Yıllık ücretli izin hakkının 4857 sayılı İş Kanunu’na göre, iş sözleşmesine dayanarak bir işte ücret karşılığı çalışanlar için uygulandığını hatırlatan Mercer Danışmanı Barış Tişli, Türkiye’deki çalışanların yıllık ücretli izin kullanımında ilk tercihin yaz ayları, ikinci tercihin ise sömestr tatilleri olduğunu belirtiyor. “Önümüzdeki 10 yıl boyunca, Şeker ve Kurban bayramlarından en az biri veya ikisi birden yaz aylarına denk gelecek. Çalışanlar doğal olarak yıllık ücretli izinlerini kullanmak yerine mali güvence olarak bu izinleri biriktirmek isteyebilecek.” Kullanılamayan ücretli yıllık izinlerin son maaştan hesaplanma zorunluluğu ile her yıl artan bir yükümlülük olduğunu belirten Tişli, şöyle devam etti: “Türkiye’de minimum işgücü ile maksimum prodüktivite yaklaşımı sonucu 2 kişinin işini 1 kişinin yaptığı pek çok örnek var. Bu da çalışanın yıllık ücretli izin kullanımını sınırlıyor. Bu ise, işletmelerde ücretli yıllık izin yükümlülüğünü her geçen gün kartopu etkisiyle büyütmektedir.
Çalışan sayısı 5 binin üzerindeki kuruluşlarda, özellikle bu örneğe uygun olan bankalarda, yıllık izin yükümlülüklerinin her sene ortalama maaşlarla hesaplandığında çok yüksek tutarlara ulaşabildiğini söyleyebiliriz” dedi. HABERTÜRK
|
|
Pazar, 23 Ocak 2011 18:55 |
|
Başbakan Erdoğan açıkladı!

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Ankara Spor Salonu'nda düzenlenen, ''Türkiye 2023'e yürüyor, Ankara AK Parti'de Buluşuyor'' programında 2023 yılına kadar hedeflerini açıkladı.
Başbakan Erdoğan, burada yaptığı konuşmada, Türkiye için daha fazla projeleri, daha büyük hayalleri, hedefleri olduğunu, bu nedenle ''2023'e yürüyen Türkiye'' dediklerini söyledi.
Türkiye'deki diğer partilerin 4 yıllık ifadeler kullanırken AK Parti'nin 12 yıllık hedef koyduğunu belirten Erdoğan, ''Cumhuriyetimizin 100 kuruluş yıl dönümünde farklı bir Türkiye düşlüyoruz. İşte proje inşallah seçim kampanyasıyla birlikte açıklanacak. 12 yılda neler hedefliyoruz, ilk 4 yılda, ikinci 4 yılda ve üçüncü 4 yılda neler yapacağız ve 2023'te nereye geleceğiz." dedi.
Şu ana kadar ne söyledilerse bunları yüzde 100'e yakın gerçekleştirdiklerini ifade eden Erdoğan, çalışmaları bundan sonra da aynı kararlılıkla yürüteceklerini ve gerçekleştireceklerini dile getirdi.
''2023'TE MİLLİ GELİR 2 TRİLYON DOLAR'' Göreve geldiklerinde Türkiye'nin milli gelirinin 230 milyar dolar olduğunu, bunu 2008'de 742 milyar dolara, 2010 yılında ise küresel finans krizine rağmen 730 milyar doları ulaştırdıklarını belirten Erdoğan, ''Bakın nereden nereye geldik, 3 kattan fazla artırarak buraya çıkardık." diye konuştu.
Kendilerinden önceki dönemde DSP, MHP, ANAP'ın 21 bankayı fona devrettiğini ve bu bankaların kapandığını anımsatan Erdoğan, kendi dönemlerinde bir tane bankanın bile kapanmadığını söyledi. Türkiye'nin daha iyi noktalara geleceğini ifade eden Erdoğan, ''İnşallah 2014 yılında hedefimiz 1 trilyon dolarlık gayri safi yurt içi hasıla. 2023'te ise Türkiye'nin inşallah milli gelirini 2 trilyon dolar seviyesinde görmek istiyoruz. Hedefimiz bu. Bunun için çalışıyoruz." dedi.
''BAZI OYUNLARI BOZACAĞIZ'' 2023'te Türkiye'nin nüfusu 82 milyona ulaşan bir ülke olacağını kaydeden Erdoğan, şöyle devam etti: ''Hedefimiz bu. Bazı oyunları bozacağız. 82 milyonla kişi başına düşün milli gelirin 25 bin dolar olmasını sağlayacağız. Bunu da başaracağız. 13 yıl sonra inşallah ihracat 500 milyar dolara, dış ticaret hacmi ise 1 trilyon dolara ulaşmış olacak. İstihdam oranını yaklaşık 10 puan artırarak çalışan nüfusumuzu da inşallah 30 milyona çıkaracak, Türkiye genelinde işsizlik oranını yüzde 5'lere kadar çekeceğiz.
İlköğretimde yüzde 100 okullaşma oranını neredeyse yakaladık. Bunu da gerçekleştireceğiz. Ortaoöğretimde yüzde 100 oranına ulaşmış olacağız. İnşallah 2023'te Sağlık Sigortası sisteminin dışında kalan vatandaşımız olmayacak. Bunu başaracağız. Ve 100 bin vatandaşa düşen hekim sayısı 2002 yılında 87'ydi şu anda 153'e çıkardık. Bu çok önemli bir rakam. 2023'te ise 100 bin vatandaşa düşen hekim sayısını en az 210 seviyesine çıkarmış olacağız. Şu anda 11 bin kilometre olan Türkiye'nin demiryolu ağını 2 katına çıkaracağız. Ankara-Eskişehir hızlı tren hattını bitirdik, işletmeye açtık. Ankara-Konya hattını bitirdik ve test sürüşlerine başladık. Eskişehir, İstanbul, Ankara, Yozgat, Sivas, Bursa hat inşaatları devam edecek. 2023 itibarıyla Edirne'den Kars'a, İzmir'den Diyarbakır'a, Trabzon'dan Adana'ya, Urfa'dan Antalya'ya Yüksek Hızlı tren hatları inşa edilmiş olacak, hedef bu."
''GÜÇLÜ BİR ANAYASAYLA GELECEĞİ KUCAKLAYACAĞIZ'' Marmaray, İstanbul, İzmir otoyolunun Körfez Geçişi'ni tamamlamış olacaklarını belirten Erdoğan, ''8 yılda 13 bin 600 kilometre bölünmüş yol inşa ettik. 2023'e kadar 15 bin kilometre daha bölünmüş yol inşa edeceğiz. Böylece mevcut 64 bin kilometrelik karayolunun yarısından fazlasını, 34 bin kilometreyi bölünmüş yol yapacağız. Dünyanın en büyük 10 limanından biri Türkiye'de olacak. Kendi uçağımızı kendi uydumuz, yerli tasarımla, yerli teknolojiyle kendimiz üretiyoruz ve üretmeye devam edeceğiz. Kendi savaş gemimizi, kendi tanklarımızı, kendi insansız hava uçaklarımızı üretmeye başladık. Çok daha büyük projelerin altına imza atıyoruz, imza atacağız.'' dedi. Erdoğan, şöyle devam etti:
''Kendi savunma uydumuzu, Türk mühendislerince tasarlıyor, imal ediyor ve Göktürk uydumuzu uzaya gönderiyoruz. Havacılık organize sanayi bölgeleri, gemi inşa organize sanayi bölgeleri kurarak Türkiye'yi 3 kıtanın üretim ve lojistik merkezi haline getireceğiz. Toplam 8,5 milyon hektarlık sulanabilir alanın tamamına yakını 2023 yılına kadar suyla buluşacak. 2023 yılına kadar bütün vatandaşlarımız geniş bant internet erişimi imkanına sahip olacak. En az 3 nükleer enerji santrali tamamlanmış olacak. Bugün yıllık 28,5 milyon kişi olan turist sayısı 2023 yılında inşallah 50 milyona çıkmış olacak ve gelirimizi de 50 milyar dolara çıkarmış olacağız. GAP, DAP ve KOP gibi bölgesel projeleri tamamlamış, dünyanın tahıl ambarına, tarım merkezine dönüşmüş bir Türkiye inşa edeceğiz. Demokratikleşme adımlarını kararlılıkla sürdürecek, Türkiye'yi bölgenin en ileri demokratik standartlarına sahip ülkesi haline getiriyoruz, getireceğiz. Özgürlükleri daha da ileri standartlara kavuşturacağız. Daha ileri demokrasi, yeni bir anayasayla, katılımcı, özgürlükçü anayasayla büyük Türkiye vizyonuna denk düşen güçlü bir anayasayla geleceği kucaklayacağız."
Cihan
|
|
Cumartesi, 22 Ocak 2011 18:24 |
|
SPK'dan borsaya yeni gireceklere uyarılar geldi. Kurul, 'Evinizi, arabanızı satarak borsada oynamayın. Duygusal olmayın, hissi davranan kaybeder' gibi uyarıları sıraladı

|
|
Son Güncelleme: Cumartesi, 22 Ocak 2011 18:42 |
|
Devamını oku...
|
|
|