|
Salı, 18 Ocak 2011 12:30 |
2 yılda 18 milyar dolarlık altın bozuldu. Yüksek fiyatlardan faydalanan tüketici iki yılda, daha önce ucuz fiyattan alıp evde sakladığı 400 ton altını bozdurarak paraya çevirdi.
Uluslararası piyasalarda altın fiyatlarının rekor seviyelere tırmanmasıyla 'yastıkaltı' olarak tabir edilen rezervler ekonomiye geri dönmeye başladı.
Altın Madencileri Derneği'nden alınan bilgilere göre son iki yılda yaklaşık 400 ton altın bozduruldu. Bu sayede ekonomiye 18 milyar dolarlık doping sağlandı. Dernek, Türkiye'de yastıkaltında yaklaşık 5 bin ton altın bulunduğunu tahmin ediyor. Türkiye'de halen 5 altın madeni şirketi faaliyet gösteriyor. 2010 yılında bu şirketler toplam 17 ton altın çıkardı. Bunun 8,6 tonu Uşak Kışladağ Altın Madeni'nde, 4,2 tonu Gümüşhane Mastra Altın Madeni'nde, 3,7 tonu Bergama Ovacık Altın Madeni'nde, kalan yarım ton altın ise birkaç ay önce faaliyete geçen Erzincan İliç Altın Madeni ile Salihli-Sart'ta üretildi.
17 ton altının bugünkü fiyatlarla ekonomik değeri ise yaklaşık 800 milyon doları buluyor. Türkiye'de altın üretimine 2001 yılında başlandı. Bu tarihten itibaren yer altından çıkarılan altının miktarı ise her geçen yıl arttı. Türkiye'de altın madenciliğinin başladığı 2001 yılından bugüne kadar üretilen altın miktarı ise 82,1 tona ulaştı. 2001 yılında 1,4 ton ile başlayan altın üretimi, 2006 yılında 8 ton, 2008 yılında 11 ton, 2009 yılında 14,5 ton, 2010 yılında ise 17 ton oldu.
Uzmanlar, Türkiye'de yer altında 6 bin 500 ton, yastıkaltında 5 bin ton altın olduğunu tahmin ediyor. Türkiye, 2006 yılından bu yana da, Rusya hariç Avrupa ülkeleri arasında en büyük altın üreticisi konumunda bulunuyor. Dünyada altın talebi en yüksek ülkeler arasında ise Türkiye dördüncü sırada yer alıyor.
Altın Madencileri Derneği Genel Koordinatörü Muhterem Köse, dünyada bugüne kadar yaklaşık 165 bin ton altın üretildiğinin tahmin edildiğini açıkladı. Türkiye'nin dünyada altın potansiyeli en yüksek ülkelerden biri konumunda olduğunu belirten Köse, Anadolu'da 6 bin 500 ton altın potansiyelinin bulunduğunu, bugüne kadar bu potansiyelin yüzde 10'unun üretilebildiğini, ancak yüzde 90'ının yer altında keşfedilmeyi beklediğini aktardı.
Türkiye'de altın madenciliğine ilginin giderek arttığını ifade eden Köse, "Özellikle bugüne kadar madencilikten uzak duran yerli sermaye grupları son yıllarda başta altın olmak üzere gümüş, bakır, kurşun, çinko, krom, demir gibi metal madenciliğine yatırım yapmaya başladı. Halen altın üretimi yapılan madenlerde 3 bin kişi istihdam ediliyor. 2011 yılında devreye girecek Eskişehir-Sivrihisar ve İzmir-Efemçukuru işletmeleriyle birlikte altın üretimi yapılan maden sayısı 7'ye, yıllık altın üretimi de 30 tona ulaşacak." dedi.
Muhterem Köse, bazı bankaların altına dayalı mevduat hesapları çıkardığını, son günlerde ATM'lerden gram altın almanın da mümkün hale geldiğini kaydetti.
YILLARA GÖRE ALTIN ÜRETİMİ
Yıl Miktar (Ton) 2001 1,4 2002 4,3 2003 5,4 2004 5 2005 5 2006 8 2007 10 2008 11 2009 14,5 2010 17 Toplam 82,1
|
|
|
Salı, 18 Ocak 2011 12:28 |
İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB), dün yaşanan düşüşün ardından güne hafif bir yükselişle başladı. Dolar, 1.5420, avro 2.0530 liradan güne başladı.
Endeks, 292 puan artışla 67 bin 123 puandan açıldı. Açılış itibari ile hisse senetleri ortalama yüzde 0.44 oranında değer kazandı.
Bugün, genel olarak yurtiçinde Hazine ihalelerini, yurtdışında ise Avrupa borsaları ve bugün işleme açılacak ABD borsalarının seyrini takip edeceği düşünülen piyasaların, dalgalı seyrini sürdüreceği öngörülüyor.
67 bin 200 seviyelerine doğru hareketlenmesi beklenen endeksin, bu seviye üzerinde tutunması halinde 67 bin 800 seviyelerine yöneleceği düşünülüyor. 67 bin 200 seviyesinin altında kalındığı sürece, endekste 66.500-65.800 aralığının test edilmesi bekleniyor.
Bugün İzlenecek Datalar 12:00 -   Almanya ocak ayı ZEW yatırımcı güven endeksi 12:00 -   Euro Bölgesi ocak ayı ZEW yatırımcı güven endeksi 15:30 -   ABD ocak ayı Empire States imalat endeksi 16:00 -   ABD kasım ayı net sermaye hareketleri 17:00 -   ABD ocak ayı NAHB konut fiyat endeksi
ABD'de piyasalar kapandıktan sonra Apple 4. çeyrek bilançosunu açıklayacak.
DOLAR MERKEZ'E KİLİTLENDİ
Dolar/TL, geçen hafta TCMB Başkanı Yılmaz'ın açıklamaları ve doların yurtdışında yaşadığı değer kaybının etkisiyle 1.55 seviyesinin altına indi.
1.55'in çok önemli bir teknik destek seviyesi olduğunu belirten uzmanlar, bu seviyenin altında kalınmasıyla hedefin 1.50 olacağına dikkat çekiyor.
Özellikle faiz oranlarındaki yükseliş dolar/TL'nin yükselişine engel teşkil ediyor. Döviz piyasasında da gözler bu perşembe günü toplanacak olan Merkez Bankası PPK toplantısında olacak. Faiz indirimi gelmez ise, 1.50'lere gerileyebileceğinden, PPK kararı dolar kuru için çok önemli.
İstanbul serbest piyasada dolar 1.5420, avro 2.0530 liradan güne başladı.
Kapalıçarşı'da 1.5360 liradan alınan dolar 1.5420 liradan satılıyor. 2.0450 liradan alınan avronun satış fiyatı ise 2.0530 lira olarak belirlendi.
Serbest piyasada dün kapanışta doların satış fiyatı 1.5480 lira, avronun satış fiyatı ise 2.0560 lira olmuştu.
Euro/dolar paritesi ise dün, 1.3251-1.3337 bandında hareket etti ve günü 1.3293'den kapattı. Parite, sabah saatlerinde ise 1.3322 seviyesinde.
Paritede 1.32 seviyesinin önemine dikkat çeken uzmanlar, 1.32'nin altına gelinmedikçe yaşanan düşüşlerin güç toplama amaçlı olarak kabul edilebileceğini savunuyor. Ancak 1.32'nin altına gelinmesi ise hareketin tekrar 1.30'un altını test etmesine neden olabilir. Kısacası, 1.33 seviyesi parite için önemli bir nokta olmaya devam ediyor.
Emtia fiyatlarına baktığımızda, en yakın vadeli NYMEX kontratında petrol fiyatı 91.04 dolar, altının onsu 1364.97 dolar civarında bulunuyor.
DIŞ BORSALAR KARIŞIK Global piyasalar dün genelde sakin bir seyir izledi.
Martin Luther King günü nedeniyle tatil olan ABD piyasaları sebebiyle gözler Avrupa piyasalarında oldu. Avrupa'da ise Euro Bölgesi Maliye Bakanları toplantısı izlendi.
Toplantının ana konusu ise, AB Mali İstikrar Fonu'nun büyütülmesi ve kullanımı ele alınırken, uygulanan faiz oranının da düşürülmesi idi. Toplantı sonrası önemli bir sonuç çıkmamakla birlikte, prensipte anlaşıldığı açıklaması yapıldı.
Avrupa borsalarından Almanya'da yüzde 0.03 değer artışı, Fransa'da yüzde 0.20, İngiltere'de yüzde 0.27 değer kaybı oldu.
Güney Amerika borsalarından Brezilya'da yüzde 0.47 değer kaybı, Arjantin'de yüzde 0.69 değer artışı vardı.
Yeni gündeki ilk işlemlere baktığımızda, ABD'de Dow Jones en yakın vadeli kontratlarında yeni gündeki işlemler hafif değer kaybı ile devam etmekte.
Asya tarafında ise, Tokyo Menkul Kıymetler Borsası, kapanışta değer kazandı. Nikkei Endeksi, 16,12 puan (yüzde 0,15) değer kazanarak 10,518.98 puandan kapandı.
Avrupa borsalarının yeni güne bir miktar yükselişle başlamaları bekleniyor. Ancak analistler, Wall Street vadelilerinde yaşanan aşağı hareketin Avrupa borsaları üzerinde baskı yaratabileceğine de dikkat çekiyorlar.
BGC Partners, FTSE 100'ün 19, Dax'ın 3 ve Cac-40'ın 5 puan artıda açılacağını tahmin ediyor.
Dün Martin Luther King günü nedeniyle kapalı olan Wall Street'tevadeli endekslerin bugün düşüşle açıldığını, bu düşüşte Apple CEO'su Steve Jobs'ın sağlık nedenleriyle izne ayrıldığının açıklanmasının etkili olduğunu ifade eden analistler, Wall Street'teki bu gelişmenin Avrupa borzalarında da özellikle teknoloji sektörü üzerinde baskı yaratmasını beklenebileceğini ifade ediyorlar.
Analistler, piyasaların bugün Citibank'ın 4. çeyrek sonuçlarını takip edeceklerini, hafta içinde Goldman Sachs, Morgan Stanley veBank of America'nın da mali sonuçlarının açıklanacağını da hatırlatıyorlar.
|
|
Salı, 18 Ocak 2011 12:25 |
KEY çalışmalarını yürüten Emlak Bankası, bilgilerinin düzenlemesi tamamlanan 300 bin kişinin ne kadar alacakları bulunduğuna ilişkin çalışmaları hızla sürdürüyor.
Çalışma programında bir aksaklık olmaması halinde, listeler bu ay sonuna kadar tamamlanacak. Listeleri alacak olan Emlak Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı'nın ödemeleri şubat ayı içerisinde yapması bekleniyor.
Emlak Bankası, bilgileri düzenlenen 300 bin kişiden sonra kalan 200 bin kişiye yönelik çalışmalara girişecek. Son 200 bin kişinin de çalışmaları bitirilirse, KEY çalışmaları bütünüyle tamamlanmış olacak.
12 MİLYON KİŞİYE ÖDEME YAPILDI Bilindiği gibi, KEY ödemeleri bugüne kadar 4 parti halinde yapıldı. 11 milyon 909 bin kişi yararlandı. Ödeme rakamı ise 3.9 milyar TL tutarını buldu.
Yeni ödeme yapılacak 500 bin kişi de hesaba katıldığında ödeme rakamı 12.2 milyona ulaşacak, ödenen tutar da 4 milyar Türk Lirası aşacak.
BÜROKRATLARIN CEPTEN ÖDEME KORKUSU KEY ödemelerinin, sonradan bu kadar hızlanmasında mahkemenin verdiği kararların etkili olduğu sanılıyor. Bilindiği gibi, mahkemeler tarafından verilen kararlarda, çalıştığı kamu kurumlarından tahsil edilmesi yönündeki kararı bulunuyor.
KEY paylarının kendi ceplerinden ödemek durumunda kalacaklarından korkan pek çok bürokrat, arşivlere girip çalışmalar yürütmüştü.
|
|
Pazartesi, 17 Ocak 2011 18:03 |
2010'da İMKB'de kasım ayına kadar 3 milyar dolarlık alım yapan yabancı yatırımcılar, son iki ayda 1,1 milyar dolarlık net satış yaptı.
Yabancılar, 2011'in ilk ayında da hissedilir bir şekilde satışlarını sürdürüyor. Yabancıların işlemlerde banka hisselerini tercih ettikleri gözleniyor. Yabancıları satışa yönelten gerekçelere baktığımızda ise piyasa algılamalarıyla ters orantılı bir yaklaşım olduğu açıkça görülüyor. En somut örnek, hafta içinde açıklanan bazı yabancı raporlarında Türkiye'de 2011'in ikinci yarısına yönelik aşırı iyimserlik içeren bazı tahminler yer alması. Bu raporlarla öyle bir iyimser atmosfer oluşacak ki, dolar ve Euro, TL karşısında eridikçe eriyecek; ABD Doları 1,2 TL'ye Euro ise 1,60 lira seviyelerine gerileyecek.
Son yıllarda yabancı raporları yatırımcıları sürekli ters köşeye yatırıyor. Kulağa hoş gelen ancak gerçekleşmesinin mümkün olamayacağını düşündüğüm bu tarz beklentilerin Türkiye'nin hayrına olmadığını düşünüyorum.
Bu yılki genel seçimlerden mevcut iktidar partisinin yine Meclis'te büyük çoğunluğu elde edecek yapıyı sağlayacağı ve Türkiye'nin kredi notunun yükseltileceği beklentisi, mayıs ayı başlarından itibaren olumlu süreç başlatacak ve piyasaları coşturacaktır. Ancak bu süreç aşırı bir para ve sermaye akışından ziyade zamana yayılan ve geleceğin yeniden dizayn edilmesine katkıda bulunacak bir süreç şeklinde olacaktır. 2011 yılının dünya ve Türkiye açısından farklı bir özelliği, para politikalarında özellikle ülkelerin faiz politikalarında önemli değişikliklerin yaşanabileceği bir yıl olmasında yatıyor. Ertelenen faiz artış operasyonları, ekonominin hızlı büyümesi halinde nisan ayından itibaren ABD'de faiz artırım süreci başlayabilir. Çin ve Hindistan gibi gelişmekte olan dev ülkelerde enflasyon tırmanışa geçti ve o ülkelerde de faiz artışları gündemde. Türkiye'de ise 20 Ocak'ta toplanacak olan Merkez Bankası uzun bir aradan sonra ilk kez faiz indirmeyecek. Artan kredi risklerine karşılık bazı yeni önlemler alacak.
Bu sebeple muhtemel kredi not artışının ilk anlarda tahmin edilen yabancı akınından ziyade, yerli yatırımcıların ağırlıklarını artıracağı bir süreç yaşatması da söz konusu olabilir. Ama sonuç olarak 2011 yılının ilk yarısı beklentiler itibarıyla olumlu ve yine hareketli geçmeye aday gibi görünüyor. Bu dönemde muhtemel riskleri şöyle sıralayabiliriz: Borsa'da son 8 yıldır lokomotif görevini üstlenen bankacılık sektörü, bu yıl kâr marjının zayıflaması endeksi olumsuz etkileyebilir. Özelleştirme gelirleriyle ilgili sorunlar ve başta bankacılık olmak üzere kamu kuruluşlarının halka arz yöntemiyle özelleştirilmesi (piyasada tedavül artırıcı etkileri). Enflasyon ve faiz artış riskleri. Sıcak çatışma riskleri.
Fırsatlar ise şöyle: Bu genel seçimlerin öncekilere oranla sonucu daha tahmin edilebilir düzeyde olması. Kredi not artışı beklentisiyle, özellikle seçimler öncesi yoğun bir para girişi beklentisi. ABD borsalarının ekonomideki canlanma beklentisiyle 2007 zirvesine ulaşma ihtimalinin giderek kuvvetlenmesi. Seçimler öncesi 2-B arazilerine ilişkin düzenlemelerin Meclis'e sunulmasının hem gelir açısından hem de siyasi sonuçları açısından etkisinin önemli olması.
Önümüzdeki haftaya değinecek olursak, yatırımcılar perşembe günü içeride ve dışarıda iki önemli konuya odaklanacak. Bir yandan Çin enflasyon verileri, diğer yandan da Merkez Bankası Para Politikası Kurulu'nun faiz kararını bekleyecekler. Ayrıca Hazine'nin gerçekleştireceği uzun vadeli tahvil ihaleleri de haftanın öne çıkan veri akışında ön sırayı alacaktır. Endeks güç kaybına uğradığı bir haftanın ardından toparlanabilir mi? Görüntü, ABD borsalarının yükselmesi durumunda bu noktadan destekle moral bulacak İMKB'nin en azından bulunduğu seviyelere yakın hareket edeceğini gösteriyor.
Brent petrolü 100 doları aşabilir Yaklaşık iki ay önce brent petrolü için -80-85 dolar civarındayken- yaptığımız analizde, 90 doların aşılması durumunda iki ay içinde fiyatların 100 dolar seviyelerine yaklaşmasının kaçınılmaz olduğunu yazmıştık. Gerçekten de iki ay dolmadan brent tipi petrol 99 doları test etti. Hiç kuşkusuz FED'in gevşek para politikalarının bir süre daha süreceği beklentileri, dünya genelinde iyimser bir hava oluşturdu. Tüketim harcamaları artarken iyimserlik etkisi enerjiye olan talebi yeniden körüklemeye başladı. Çin ve Hindistan gibi kalkınma hızı yüksek büyük ölçekli ekonomilerin talebi de buna eklenince petrol 2008 yılı sonrası ilk kez bu kadar yüksek seviyeleri gördü. Üstelik o tarihlerde Euro/dolar paritesi 1,60 iken şimdilerde 1,33'ler seviyesinde. Bu çarpanı ilave edersek petrol fiyatlarındaki yükseliş Avrupa'yı ve petrole bağımlı ülkeleri oldukça zorluyor. OPEC ülkeleri bu seviyede hareket eden petrol fiyatından oldukça memnun görünüyor ve üretim artışına yanaşmıyor. Teknik olarak yeni bir yükseliş dalgasının oluşması 100 doların geçilmesine bağlı gözüküyor. Doların güçlü bir seyir izlediği sırada petrol fiyatları yükselişini sürdürürse yeni ve sürpriz gelişmelere hazırlıklı olalım (para politikalarında genişleme sürecinin sonu).
|
|
Pazartesi, 17 Ocak 2011 18:00 |
İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB), haftanın ilk gününde satıcılı bir seyir izledi. Borsadaki düşüşe karşın, dolar da değer kaybetti.
İlk seansta satışlarla 66764 puana kadar gevşeyen İMKB 100 Endeksi, 67000 üzerinde tutundu.
İkinci seansta 67000 üzerinde kalma çabasını sürdürse de, artan satış baskısı ile 66721 puana puana gerileyen endeks, günü 66831 puan ile (yüzde 1.54) 1048 puan düşüşle tamamladı.
İşlem hacmi 1.seansta 1.262.147.399 TL, 2.seansta 1.266.811.265 TL olurken, toplam işlem hacmi 2.528.958.664 TL olarak gerçekleşti.
Cuma günü ABD borsaları beklentilerden iyi gelen şirket bilançolarının etkisiyle olumlu kapanış yapmıştı.
Bu sabah Asya piyasalarında Çin başta olmak üzere düşüş yaşanırken, İMKB'de de satıcılı bir başlangıç gözlendi. Avrupa borsalarındaki görünüm de negatif seyir üzerinde etkili oldu.
Avrupa Bölgesi maliye bakanları toplantısı yakından takip edilirken, ikinci yarıda Philadelphia FED Başkanı Plosser'in yaptığı açıklamaların piyasalarda negatif algılama yarattığı görüldü.
Bugün ABD borsaları tatil nedeniyle kapalı.
Bu hafta yurtdışında ABD'de açıklanacak bilanço rakamları, yurtiçinde Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) faiz kararı takip edilecek.
DOLAR 1.55'İN ALTINA İNDİ İstanbul serbest piyasada, kapanış saatlerinde doların satış fiyatı 1,5480 liraya, avronun satış fiyatı 2,0560 liraya geriledi.
Alınan bilgiye göre, piyasanın kapanışı itibariyle Kapalıçarşı'da 1,5450 liradan alınan dolar 1,5480 liradan, 2,0510 liradan alınan avro 2,0560 liradan satılıyor.
Serbest piyasada önceki kapanışta 1,5530 lira olan dolar güne 1,5550 liradan, 2,0740 lira olan avro 2,0700 liradan başlamıştı.
FAİZ YÜZDE 7.40'A ÇIKTI Tahvil ve Bono Piyasası Kesin Alım Satım Pazarında işlem gören 7 Kasım 2012 vadeli, bugün valörlü tahvilin bileşik faizi, önceki kapanışa göre 0,09 puan artarak yüzde 7,40'a çıktı.
Bu tahvilin basit getirisi yüzde 7,62 oldu.
Bu kağıdın önceki kapanıştaki basit getirisi yüzde 7,53, bileşik getirisi yüzde 7,31 olmuştu.
Tahvil ve Bono Piyasası Repo-Ters Repo Pazarında gecelik işlemler en düşük yüzde 6,30, en yüksek yüzde 7,15 ve ortalama yüzde 6,80'den yapılıyor.
|
|
|