|
Perşembe, 13 Ocak 2011 11:11 |
Kurşunsuz 95 ve 97 oktan benzinin litresi 2,5-3 kuruş zamlandı. 95 oktan benzinin litresi yeniden 4 liraya yaklaştı.
Akaryakıtta indirim bekleyen tüketiciye yeni bir zam haberi daha geldi. Bugünden geçerli olmak üzere kurşunsuz 95 ve 97 oktan benzinin litresi 2,5-3 kuruş zamlandı.
Yeni zamla birlikte 1 litre 95 oktan benzinin fiyatı İstanbul Anadolu yakasında 3,92 liraya, 97 oktan benzinin fiyatı ise 4,1 liraya çıktı.
Yılın ilk zammına gerekçe olarak, ham petrol ve döviz kurlarındaki artış gösterildi.
Öte yandan son günlerde artan akaryakıt fiyatları, tasarrufun önemini daha da artırdı. Araç sahipleri, depoyu ucuza doldurmanın hesabını yaparken, benzinli yerine dizel yakıtlı araçlara ilgi artıyor.
BEŞ YILDA YARI YARIYA ARTTI Zaman'ın haberine göre, son 5 yıl içinde benzinin litre fiyatı yüzde 48 arttı. Aynı dönemde motorine de yüzde 60 zam gelmesine rağmen, bu akaryakıt türü hâlâ benzine göre fiyat avantajını koruyor. 45 litre hacme sahip benzinli bir otomobilin deposu yaklaşık 175 liraya doldurulurken, araç şehir içinde bu yakıtla 620 kilometre yol yapabiliyor. Dizel yakıt kullanan otomobil ise 150 liraya doldurduğu deposuyla 920 kilometre gidebiliyor.
2006'DA 2,61 LİRAYDI 2006 yılının Ocak ayında benzinin litre fiyatı 2,61 liradan satılıyordu. Fiyat şimdi 4 lira sınırına yaklaştı. Motorin ise 2006 yılının ilk ayında 2,07 liradan satılırken son zamlarla 3,31 liraya çıktı. 2006 yılı başında 45 litre yakıt hacmine sahip bir otomobilin deposu yaklaşık 120 liraya dolarken bugün rakam 175 lirayı buldu. Dizel araçlarda ise 95 liraya doldurulabilen depo, bugün ancak 150 liraya doldurulabiliyor. Hesaplamalara göre bin kilometre yapabilmek için benzinli motorlu araç 280 lira, dizel motorlu araç ise 163 lira harcıyor. Böylece dizel motorlar avantaj sağlıyor.
|
|
Çarşamba, 12 Ocak 2011 16:58 |
Hyundai, Detroit'te Veloster isimli yeni crossover coupe modelini ve Curb isimli konseptini ilk kez tanıttı.
Hyundai, otomotiv endüstrisinin anavatanı olan ABD-Detroit’teki en büyük otomobil fuarı olan NAIAS’ta (North American International Auto Show – Kuzey Amerika Uluslararası Otomobil Fuarı) iki yeni dünya lansmanı gerçekleştirdi. Hyundai, fuarda Veloster isimli yeni crossover coupe modelini ve Curb isimli konseptini ilk kez tanıttı.
Hyundai’nin yakaladığı büyük gelişimin son örneklerinden biri olan Veloster, arka yolcuların araca daha rahat binmesi için sadece sağ tarafta sunulan tek arka kapısı ve çift kavramalı debriyaja sahip 1.6 litre hacmindeki direkt enjeksiyonlu benzinli motoruyla yüzünü dünyaya ilk kez gösterdi.
Veloster’in kendine özgü tasarımı oluşturulurken yüksek performanslı spor motosikletlerden esinlenildi. Siyah A-sütunları sayesinde ön cam, motosiklet kasklarındaki vizörü andırırken Hyundai’nin krom çerçeveli altıgen ön ızgarası, şişkin kaput çizgisi, LED ışıklar ve panoramik sunroof agresifliği artırıyor. Profilden bakıldığında Hyundai’nin “akıcı” tasarım karakter çizgisi, şişkin çamurluklarda, kapı kolları ve aynalarda, gövdeye doğru uzayan ön farlar ve arka stoplarda kendini fazlasıyla hissettiriyor. Arka kısımdaysa büyük cam, altta bulunan siyah zemin ve ortasındaki krom çerçeveli çift egzoz çıkışı dikkaç çekiyor. Veloster’ın 4220 mm uzunluğu, 1790 mm genişliği ve 2650 mm dingil açıklığı bulunuyor.
Veloster’in dış tasarımında en çok dikkat çeken özellikse kuşkusuz üçüncü kapı. Bir coupe’nin tasarımıyla hatchback otomobilin fonksiyonelliğini bir araya getiren Veloster, sağ arka taraftaki bağımsız açılan tek kapı sayesinde yolcuların geniş arka bölüme, ön kapıların açılmasına gerek duymadan inip binmeleri sağlanıyor. Kapı kolu gömülü olduğu için tasarım olarak coupe görünümünden de taviz verilmemiş oluyor.
Kabin içinde orta konsol ve kontroller, spor motosikletlerin yakıt depolarını andırırken havalandırma ızgaraları motosiklet egzoz çıkışlarına ve orta konsolun devamındaki bölüm ise selelere benziyor.
Veloster’deki tamamiyle yeni Gamma serisi 1.6 GDI direkt enjeksiyonlu benzinli motor, bu teknoloji sayesinde 6300 d/d’de 138 PS maksimum güç ve 4850 d/d’de 167 Nm maksimum tork üretirken 100 km’deki tüketimi 6 litrenin altına kadar düşürüyor.
Motorun bu değerlere ulaşmasında şanzımanların da büyük önemi bulunuyor. Araçta isteğe bağlı olarak altı ileri manuel ya da Hyundai tarafından geliştirilen altı kademeli çift debriyajlı DCT şanzıman sunuluyor. Bu yeni şanzıman, düşük yakıt tüketimi ve sportif kullanım gibi manuel şanzımanın artılarını konforlu sürüş ve sarsıntısız vites geçişi gibi otomatik şanzımanın artı özellikleriyle bir araya getiriyor.
Hyundai Veloster’de önde McPherson kovanlar, arkada ise V şekilli hafif torsiyon çubuğu bulunuyor. Araçta ESP ve direksiyonu kontrol eden VSM (Araç Stabilite Yönetimi), altı havayastığı ve Brake Assist ile EBD destekli 4 diskli ABS frenler gibi birçok güvenlik ekipmanı sunuluyor.
Hyundai Veloster’da belirli ülkelerde sunulacak olan Blue Link isimli güvenlik, servis ve bilgilendirme bilgilerinin sağlandığı iletişim sistemi ve Gracenote isimli sesli komut ve görüntüleme teknolojisi, sanal CD indirme, USB üstünden AVI ve mpeg görüntü dosyalarını oynatabilme, 115 voltluk soket ile video oyun konsollarını bağlayabilme ve ses komutuyla çalışan Bluetooth gibi interaktif özellikler de yer alacak.
Hyundai Curb Crossover Konsepti Hyundai Kaliforniya Tasarım Merkezi’nin hazırladığı ve gelecekteki Hyundai modellerinin tasarım ve teknoloji anlamında nerede olacağını gösteren Curb isimli crossover konsepti, Detroit’in en ilgi çeken modelleri arasında yerini aldı.
Şehiriçi Aktivite Aracı (UAV) olarak adlandırılan Curb’ün hazırlanma fikri, Hyundai’nin yeni “akıcı” tasarım anlayışının genç nesillere aktarılmasından ortaya çıktı. Bu amaçla, gençlerin evlerinde bulunan en yüksek teknolojinin caddelerde de Curb sayesinde kullanılması sağlanmış oldu.
Curb’ün tasarımında öne çıkan özellikler arasında kaputa kadar devam eden ve yolcu kompartmanını tamamen çevreleyen ön cam, inceltilmiş formlara sahip ön far ve arka stoplar, bumerangları andıran ve aracın güçlü duruşunu ortaya çıkaran kendine özgü profil, 22 inçlik beş kollu jantlar ve kabin içiyle uyum gösteren turuncu desenli Michelin lastikler, Veloster modelindeki gibi arka yolcular için tek arka kapı ve özel boyama teknolojisi sayesinde arka tarafta ışıklı olarak yansıtılan Curb logosu bulunuyor.
Dokunmatik kapı kollarıyla girilen kabinde ise en önemli özellik bağlantı imkanı. Araç içindeki yolcuların birbiriyle iletişiminin sağlanması kadar Curb’ün de çevreyle olan bilgi bağlantısını vurgulayan kabinde büyük bir akrilik dokunmatik ekran bulunuyor. Gösterge panelinden başlayıp orta konsola ve arka yolculara kadar uzanan bu ekran sayesinde tüm bilgiler araç içindeki yolcular tarafından izlenip kontrol edilebiliyor. Direksiyon simidi de aynı zamanda bir monitör görevi görürken ön koltuk arkalarında arka yolcular için gizlenmiş ekranlar bulunuyor.
Navigasyon özelliğine sahip olan ve ön cama yansıtılan head-up display (HUD), aynı zamanda sağ ve sol dikiz aynaları yerine kullanılan kameralardaki görüntülerin de buradan görülebilmesine ve araç bilgileri, indirilen uygulamalar ve video telefon olarak da kullanılabilmesine imkan tanıyor. Hızlı koruyan ve oldukça gergin olan surf şortu malzemesinden hazırlanmış koltuk kaplamalarında lastiklerdeki desenler aynı şekilde yer alıyor. Ayrıca arka koltuklar ileri-geri hareket ettirilebiliyor. Arka koltuk başlıkları ise, koltuklar yerine aracın gövdesine monte edilmiş şekilde tasarlanmış ve tavana katlandıkları için koltukların da düz bir şekilde yatırılabilmesini sağlıyor.
Curb’de kullanılan Hyundai Blue Link iletişim sistemi sayesinde aracın içindekiler Pandora internet radyosu üstünden müzik dinlerken araç sürücüsüne telefonla konuşurken navigasyon üstünden yol tarifi gönderilebiliyor. Ayrıca Curb ile dolaştığınız yerleri ve bulunduğunuz noktayı, sosyal paylaşım siteleri üstünden anında diğer irtibatta olduğunuz kişilere gönderebiliyorsunuz. Blue Link’te otomatik olarak kaza bilgilendirmesi ve yol yardım desteği, acil durum destek çağrısı, çok uzak bir noktadan sinyallerle kapı açıp kapama, korna çalma, ışıkları açma ve motor çalıştırma, alarmı devreye alma, sesli mesaj servisi, çalınmaya karşı aracı durdurabilme ve motoru kilitleme, hız limiti uyarısı, anlık hava durumu ve trafik bilgisi, aylık araç raporu ve bakım görüntüleme gibi onlarca özellikten yararlanılabiliyor.
Hyundai Curb’ün 4170 mm uzunluğu, 1800 mm genişliği, 1600 mm yüksekliği ve 2640 mm dingil açıklığı bulunuyor. 1270 kg ağırlığa sahip olan araçta Hyundai’nin yeni Gamma serisi direkt enjeksiyonlu benzinli motorunun turbo beslemeli versiyonu görev yapıyor. 175 PS maksimum güce ve 230 Nm maksimum torka sahip olan bu motorun, Direct Shift Gearbox (DSG) isimli şanzımanı ve dur kalk teknolojisi (ISG - Idle Stop and Go) sayesinde şehir içinde 100 km’de 8 litreden, otoyolda sabit hızda ise 6 litreden daha düşük yakıt tükeceği belirtiliyor.
|
|
Çarşamba, 12 Ocak 2011 16:55 |
Son günlerde artan benzin fiyatları tüketicileri yakıt ekonomisi konusunda düşündürürken, dizel yakıt tüketen araçlar hala ekonomik bir tercih olarak tüketicilerin önünde duruyor.
5 yıl içinde benzinin litre fiyatında yüzde 48 artışa karşın aynı dönemde litre fiyatı yüzde 60 artan motorin yine de avantajını koruyor.
45 litre hacme sahip benzinli bir otomobilin deposu yaklaşık 175 liraya doldurularak şehir içinde 620 kilometre yol yapabilirken, dizel yakıt kullanan otomobil 150 liraya doldurduğu deposuyla 920 kilometre gidebiliyor.
Yıllar içinde benzine ve motorine yapılan zamlar otomobil kullanıcılarını zorluyor. 2006 yılının Ocak ayında benzinin litre fiyatı 2,61 liradan satılırken, bugün gördüğü zamlarla birlikte benzinin litresi 4 lira sınırına yaklaştı. Benzin fiyatı 5 yıllık sürede yüzde 48 oranında artış gösterdi.
Motorine bakıldığında ise 2006 yılının ilk ayında litresi 2,07 liradan satılan bu yakıt türü 5 yıl içinde yüzde 60 fiyat artışıyla bugün 3,31 liradan satılıyor.
2006 yılı başında 45 litre yakıt hacmine sahip bir otomobilin deposu yaklaşık 120 liraya dolarken bugün bu rakam 175 liraya çıktı. Dizel araçlarda ise 95 liraya doldurulabilen depo, bugün ancak 150 liraya doldurulabiliyor.
Yakıt tüketim avantajı sunan dizel motorlu araçlar 1 depo yakıt ile şehir içi kullanımında yaklaşık 920 kilometre yol yapabilirken, benzinli araç aynı depoyla 620 kilometre yol gidebiliyor.
Bin kilometre yapabilmek için benzinli motorlu araç 280 lira, dizel motorlu araç ise 163 lira harcıyor. Böylece dizel motorlar hem litre fiyatından hem de daha az yakıt tüketiminden dolayı kullanıcısına avantaj sağlıyor.
BENZİNLİ Mİ ALMALI DİZEL Mİ? Benzinle motorin arasındaki fiyat farkı azalmasına rağmen, dizel otomobiller benzinli otomobillere rağmen hala daha yüksek fiyata satılıyor. Peki tasarruf yapmak için hangi motor türünü tercih etmek gerekiyor?
Uzmanlara göre dizel almadan önce yılda kaç km yapılacağı ve kaç yıl kullanılacağı önemli. Örneğin ortalama benzinli kilometrede 30 kuruş, dizel 20 kuruş yakıyorsa 4000 TL fark vererek aldığınız dizel arabada 10 kuruşluk farkı ancak 40000 kilometrede yakalarsınız. Yani 40000 kilometre yakmadan aracınızı değiştirecekseniz, ya da 3 yılda 40000 kilometre yol yapmayacaksanız benzinli araçlar daha ekonomik bir tercih olarak görünüyor.
TÜKETİCİ BU YIL DİZELİ TERCİH ETTİ Dizel motorlu araçların satış fiyatı benzinlilere göre yüksek olsa da uzun vadeli hesaplamalarda dizel araç alımı tüketici için avantaja dönüşebiliyor.
2010 yılı 12 aylık dönemdeki otomobil satışlarına bakıldığında, dizel otomobil satışları önceki yıla oranla yüzde 69 oranında artış gösterdi. 2010 yılı 509 bin 784 adet olan 12 aylık toplam otomobil satışının 272 bin 755 adedini (yüzde 54'ü) dizel araçlar oluşturdu. 2010 yılı Ocak-Aralık dönemi otomobil satış adetleri 2009 yılının aynı dönemi ile karşılaştırıldığında tüm segmentler içindeki dizel payı yüzde 44'den yüzde 54'e yükseldi.
|
|
Çarşamba, 12 Ocak 2011 16:50 |
Merrill Lynch Varlık Yönetimi’nde Portföy Strateji Uzmanı Johannes Jooste’e göre; dünya ekonomisi iyileşirken yatırımcılar devlet ve şirket tahvilleri yerine emtiaları tercih etmeli.
Merrill Lynch Varlık Yönetimi’nde Portföy Strateji Uzmanı Johannes Jooste’e göre, 2011’de dünya çapında toparlanma, yükselen ekonomilerin başını çektiği ‘yeni normal’ bir düzene dönüşürken yatırımcıların güvenli gelir büyümesini amaçlamaları gerekiyor.
2010 yılında yaklaşık yüzde 4,8 olan büyümenin 2011 yılında yüzde 4’e gerilemesi bekleniyor. ABD ve kıta Avrupa’sındaki toparlanmanın beklenenden daha yavaş olacağını belirten Jooste; ABD iç pazarında artan tüketim sayesinde Çin’in yumuşak iniş yapacağını düşünüyor.
“Dünya ekonomisi iyileşirken yatırımcılar devlet ve şirket tahvilleri yerine emtiaları ve özkaynakları tercih etmeli. Özkaynaklar içinde, sermayeyi büyütmekten çok temettülere odaklanılmalı,” diyen Jooste sözlerine şöyle devam etti: “Ayrıca yatırımcılar yükselen pazarların borcuna ihtiyatla yaklaşmalı ve aşırı değerli varlıklardan kaçınmaya özen göstermeli.”
Dengesizlikler gölge düşürüyor Merrill Lynch Varlık Yönetimi 2011 Yıllık Öngörü Çalışması’na göre, 2007-2009 resesyonu önceki ekonomik darboğazlardan çok daha derin oldu ve toparlanma da daha yavaş gerçekleşiyor.
Rapora göre gelişmekte olan ekonomiler, küresel tasarrufun ana kaynağı haline geldi. 2009-2014 yılları arasında gelişmekte olan piyasalarda bireysel tasarruf oranlarının, reel gelirin yüzde 33’üne çıkması bekleniyor. Gelişmiş ekonomilerde ise tersi durum hakim. Sözkonusu tasarruflar, yükselen pazarların büyümesine ‘doping yaparak’ artan tüketici talebinin karşılanmasını sağlıyor. Bu arada ABD tüketicileri borçlarını azaltmak için çaba gösterirken, Avrupa ekonomisi ise devasa bütçe açıklarıyla mücadele ediyor.
ABD’nin çift dipten kaçınmayı başaracağını öngören Merrill Lynch Varlık Yönetimi’ne göre ABD’de işsizlik rakamlarındaki toparlanma daha önceki ekonomik dalgalanmalara kıyasla çok daha zayıf. Gelişmiş pazarlardaki kamu harcamalarının büyük kısmını emeklilik hizmetleri ve yaşlı nüfusa sağlanan sağlık hizmetleri oluşturuyor.
Gelişmiş ekonomilerdeki para politikası hâlâ olağanüstü gevşek. Fakat gelişmiş pazarlar dolar yaratırken gelişmekte olan piyasalar da dolar rezervlerini artırdı. Bu durum hem dolar hem de Euro üzerinde baskı yaparak, değer kaybetmesine yol açabilir. Euro’nun 2011 yılında da zayıf kalacağını ifade eden Jooste doların biraz daha rahat bir seyir izleyeceğini belirtiyor. Bu durumun Yuan ve gelişmekte olan piyasalara ait bazı başka para birimlerin yükselmesini tetiklemesi ticarette de gergin bir dönem geçirilmesine yol açtı. Para birimlerinin aşırı ya da az değerlenmesiyle varlık değerlemeleri bozulurken; bu sorunun 2011 yılında daha da kötüleşmesi bekleniyor.
“ABD ve gelişmiş ekonomilerin para politikası düzenlemeleri için en ideal zaman; gelişmekte olan ülkelerin para birimlerinde daha çok esnekliğe ve değer artışına izin verdiği dönem olmalı” diye konuşan Jooste; devam eden gerilimlerin ve politikaların yarattığı risklere değinerek gelişmekte olan piyasalara sermaye akışına yönelik kontrollerin buna bir örnek olduğunu kaydetti.
Yatırım fırsatları bulmak Jooste gelişmekte olan piyasalardan gelen talep ile ın Almanya’nın 2010 yılında hızlı bir şekilde toparlandığını belirterek, 2001 yılında da Euro bölgesinde İspanya, Fransa ve İtalya gibi pekçok ülkede yüksek büyümeler gözleneceğini ifade ediyor. Ancak çevre ekonomilerin zayıflığı Euro Bölgesi’ne ciddi zarar veriyor.
ABD ekonomisinin 2010 yılında yüzde 2.7 olarak gerçekleşen büyümesinin 2011 yılında yüzde 2,1’e gerileyeceği tahmin ediliyor. Toparlanmanın küresel bir şekilde devam etmesi halinde, yılın ikinci yarısında büyümenin hızlanması ve işsizlik rakamlarının gerilemeye başlaması bekleniyor. İngiltere’de yıllık büyüme güçlenerek yüzde 2’ye çıkacak. Bu büyüme rakamı ile gözlenecek toparlanma, kamu harcamaları üzerindeki kısıntıların azalmasını sağlayacak.
Öte yandan Çin ekonomisinin yüzde 9, Hindistan ekonomisinin ise yüzde 8,2 büyümesi bekleniyor. 2010’daki Tayland, Türkiye ve Endonezya gibi gelişmekte olan piyasalara gözlenen güçlü sermaye akışının 2011 yılında da sürmesi bekleniyor.
Jooste “Gelişmekte olan ekonomiler büyüme rakamları ile başarı öyküsü yarattı” diyerek bu piyasalardaki tüketicilerin daha fazla önem kazandığını belirtti.
Jooste’e göre, daha küçük sermayeli gelişen piyasalar, İngiltere’nin özkaynakları ve büyük Avrupa şirketleri en iyi özkaynak yatırımı fırsatlarını sunuyor. Sektörler arasında, petrol ve doğal gaz dâhil olmak üzere enerji sektörü, telekomlarla beraber çok cazip görülüyor.
Jooste, 2011’de yatırımcıların sermaye büyümesine değil, geçmişte getirilerin ana besleyicisi olmuş temettülere odaklanmaya başlamaları gerektiği kanaatinde. Ayrıca yatırımcılar, gelişen ülkelerin borçlarına daha temkinli yaklaşmalı ve kontrol edilemeyen likiditeden kaynaklanan yoğun ticaretin tuzaklarına dikkat etmeli.
Gelir avı Yatırım bir gelir avı haline geldikçe devlet borcu pazarlarının pek bir değeri kalmayacağını belirten Jooste, “Kaliteli özel sektör tahvilleri ise ayrı bir konu. 2011’in ilk yarısında iyi desteklenebileceklerini düşünüyoruz,” dedi. Genel olarak, özkaynaklar ve emtialar devlet ve şirket tahvillerine tercih ediliyor. Gerçekten de, şirket nakit yığınları, fırsatlar ortaya çıktığında sektörün konsolidasyonunda ve birleşme ile satın almalarda bir artışı destekleyebilir.
Merrill Lynch Varlık Yönetimi’ne göre 2011 yılında Çin daha temkinli bir politika izlerken emtia fiyatları da yükselmeye devam edecek. Yine enerji ve beraberinde Asya büyümesinin talebi beslediği bakır ve diğer endüstriyel metaller öne çıkıyor. Fakat Jooste’e göre altın fiyatındaki yükseliş doğal seyrini tamamladı. Jooste “Altın şimdi ABD özkaynaklarına göre 22 yıl önce olduğu noktada,” diyor. “Bu anormallik sona erdi. Özkaynaklar da enflasyona karşı aynı derecede iyi bir garanti.”
İngiltere’nin ticari mülkiyeti yeniden cazip bir gelir kaynağı haline geliyor. Gayrimenkul gelirleri artık, özkaynaklara göre yüzde dördün, enflasyon korumalı bonolara göreyse yüzde altının üzerinde getiri sağlıyor.
Enflasyona karşı korunma Çin ekonomisinin yumuşak iniş yapmayı başaracağını gösteren işaretler var, ama yine de enflasyon artışı riski devam ediyor. Dolayısıyla, enflasyonun canlanmasını önlemek adına özkaynaklar dâhil olmak üzere varlıkların çeşitlendirilmesi önem kazanıyor.
Endeksli ABD Hazine bonoları, devlet tahvilleri arasında iyi fiyatlı, düşük riskli bir seçenek olarak görünüyor. Jooste, ABD’de enflasyonda artış olması halinde, Japon özkaynaklarının da muhtemelen geçmişte olduğu gibi iyi performans sergileyeceğini söylüyor.
Jooste, 2011’de yatırımcılar için parolanın çeşitlendirme olacağını söylüyor. “İyileşme artık yerleşmiş olsa da, dünya çapındaki dengesizlikler büyük belirsizlik yaşanmasına yol açıyor. Aşırı politika uygulamaları olması ihtimali var, bu yüzden yatırımcıların portföylerini ne kadar çeşitlendirdiklerini göz önünde bulundurmaları zorunlu.”
|
|
|