|

22.Kasım.2010 tarihinde bir özel TV kanalında “TL’nin sembolü olması gerektiğini” gerekçeleriyle ilk kez canlı yayında tavsiye etmiştim. 24.Kasım. 2010 tarihinde de aynı konu bir gazetede benimle aynı konuda yapılmış bir röportaj olarak yayınlanmıştı.
Beni çok destekleyenler oldu.
Öğreniyoruz ki, Merkez Bankası 31.Ekim.2011 tarihi sonuna kadar "simge" yarışması başvurularını kabul edecekmiş. Bu konuda sözümüzün dinlendiğine sevinmemek mümkün mü? Ülkeye hizmet böyle olsa gerek.
Yalnız hatırlatırım, "sembol" ifadesini ben kullandım. Yayın kuruluşlarından aldığım bilgiye göre, Merkez Bankası "simge" ifadesini kullanmış. Sembol ile simge arasında farklılığa bakmak lazım! Benim kullandığım sembol kelimesi anlam olarak biraz daha belirgin olsa gerek… Sembol kelimesini çok araştırıp, kullanmıştım.
Ancak, doların üzerinde “In God We Trust” var ya, onu da bir değerlendirelim. Belki TL sembolü gibi, aşağıdaki minik sözümüz de dinlenebilir belki.
Yukarıdaki yazının geniş anlamı “Allah’a güveniyoruz.”
Güvenmek şu demek. Tarlayı sürmek ve tohum ekmek sonra Allah’a tevekkül etmek gibi bir durum. Topraktan fışkıracak buğday başağını Allah’ın takdirinden beklemektir. Buğday başağını o topraktan çıkartan Yaratan, tarlayı sürüp buğday tohumunun ekilmesi şartına bağlamış. Malum fiili dua yapılmazsa, başak meydana gelmez.
Eskiden Amerikan doları üzerinde “In Gold We trust” yani, Altın’a güveniyoruz” yazılıymış. “L” harfi düşürülmüş. “In God We trust” yani “Allah’a güveniyoruz” olmuş. Şimdi dolarda bu yazı yazılı.
Para sıradan bir mal değil. Parayı para yapan parayı piyasaya sokan egemen gücün varlığı, yani devletin taahhüdüdür. Paranın değeri nereden geliyor sanırsınız?
Para egemenliğin hem simgesi ve hem de önemli bir aracı. Para ülkenin gücünü gösteren önemli bir araç...
Her bir doların karşılığı altındır imajı verilip büyük bir güç elde eden ABD 1970’li yıllarda General De Gaule’nin dolarları altına çevirmek istemesi ile dolar ile altın bağlantısını kopardı. ABD o zamana kadar faizsiz kredi anlamı taşıyan para basımını hızlandırmış, dikkatleri üzerine çekmişti. Paranın üzerine “Gold” (altın) yerine “L” ‘yi çıkartıp “God” (Allah) yazdı.
Şimdi doların gücü altın yerine ABD’nin egemenliğine endekslenmiş. Yani devletin ve ülkenin gücü doların arkasında…
Hatırlanırsa, Kuveyt dinarı para olarak harcanırken, Irak ordusu Kuveyt’e girdiğinde bütün dinarlar kâğıt parçası olmuştu. Kuveyt dinarı arkasındaki egemen güç yok olunca, dinar’da kâğıda dönüşmüştü.
Genelleme yapılırsa ve tersinden bakılırsa, paranın gücü kalmamışsa egemenlik gücü kalmamış göstergesinin işareti alınıyor ya da yabancı paraya dayanan ekonominin egemenliği söz konusu olduğunda, ülke parasının gücünden söz edilemez denilebilir.
Yerli paranın gücü el emeği işidir. Üretimdir. İhracat gücüdür. Yatırımların otoritesidir. Marka gücüdür. Aranılan ürünlere sahip olan ülke gücüdür. Sözle elde edilecek güç değildir bunlar...
Bir borsacı, bir doktor, bir memur, bir garson, bir üniversite hocası, bir yayıncı, bir yazar, bir muhabir, bir personel şefi ne üretir? Hani görünen belli hizmetleri üretir. Ama bu hizmeti dünyaya ihraç edebiliyor muyuz? Bu hizmetlere yatırım yapıyor muyuz? Bu hizmetler tarıma, sanayiye, teknolojiye, enerjiye, yatırımlara katkı sağlıyor mu? Takdiri siz yapın. Bence önemli olan bu sorulara ve benzer birçok soruya cevap aranmalı…
Türkiye’yi geliştirecek ve yenileştirecek keşifler ve çalışmalar yaptıklarını söyleyenler, el işini kafa işini biri birlerine karıştırarak izah ederler. El işi üretimdir. Yapılan iş sonuçta üretim olmalıdır. Üretime yönelmeyen işler düşündürücüdür.
Laf üreten entelektüeller sadece eleştirmekle toplumun kendine güvenini güvensizliğe, güvensizliğini lafla hipnotize ederek güvene dönüştürme gücüne sahipler. Çünkü birçok entelektüel güç, çoğu zaman işine geleni, menfaatine uyanı yapar derler. İşte bu ayırımı yapan samimi insanlar bazı gerçekleri ortaya koymalılar.
Ekonomist entelektüeller her şeyin fiyatını söyleyen ama hiçbir şeyin değerini vermeyen adamdır derler. Ekonomistler emeklerini artırsalar çok imkanlar gün yüzüne çıkar.
Ekonomist fikirlere ve düşüncelere her zamankinden daha çok muhtaç bir zamandayız.
TL sembolünü uygulamaya sokacak olan Merkez Bankası’nın, paramızın üzerine “ O Yaratan bir, tektir.” Yani ihlas süresinin ilk ayetini para üzerine yazsa ne olur? İktisadi hayata sosyolojik bir güç olmaz mı? "Yaratan" "Allah" anlamında bir saygı ifadesini yorumlar.
Allah isminin paranın üzerinde yazılmaması konusu hürmeten bu şekilde tercih edilmeli. Allah kelimesi kutsal bir isimdir. Yaratan kelimesi aynı anlamı veriyor sanırım.
Peki neden yazılsın? Söyledim ya! İktisadi hayata manevi bir destek olur.
Para da bizim inancımız olsun, iyi değil mi? Para daha tasarruflu kullanılır. Bütün ülke insanlarını mutlu edeceğine eminim.
Bir yarış değil. Bir hakaret değil. Bir karşı duruş değil. Kasıt hiç yok.
Sadece küçük bir hatır. |