|
Çarşamba, 25 Kasım 2009 13:41 |
|

Altın fiyatlarının rekor seviyeleri zorlaması, rezerv değeri yükselen Koza Altın'ı borsanın kapısına taşıdı. Koza-İpek Grubu, İş Yatırım ve Ak Menkul'e halka arza aracılık için yetki verdi. Koza Altın, daha önce de birkaç kez halka arza niyetlenmiş, fakat konjonktürel nedenlerle bu halka arzı ertelemişti.
Koza Grubu, 11 Kasım'da SRK Consulting isimli bir danışmanlık şirketine rezerv değerlerini ve diğer bazı varlıklarını değerlemesi için rapor hazırlatmıştı. SRK'nın değerleme raporunda, Koza Altın'ın toplam kaynağının 30 Eylül 2009 itibariyle 8.1 milyon onsa ulaştığı açıklandı.
Rezerv değeri hızlı arttı Konuyla ilgili olarak Kamuyu Aydınlatma Platformu'na bir açıklama gönderen Koza Grubu şirketleri bu kaynağın 2007 yılı sonunda yapılan değerlemeler sonucunda 2.6 milyon ons olduğunu hatırlattı. Buna göre iki yıl içerisinde Koza Altın'ın altın rezervleri 5.5 milyon ons arttı. Fakat uzmanlar Koza Altın'ın halka arz girişiminin en önemli sebebi olarak altın fiyatlarında yaşanan rekor yükselişleri gösteriyor. 30 Eylül 2009'da 1009 dolar seviyelerinde olan altının ons fiyatı, dün itibariyle 1169 dolar seviyelerine yükseldi.
Koza Altın'ın rezervlerini tespit ettirdiği tarihten bugüne rezerv değerinde yaşanan yükseliş, 1.3 milyar dolarara ulaşırken, toplam rezerv piyasa değeri de 9.47 milyar doları buldu. İşte bu değer artışının Koza-İpek Grubu'nun patronu Akın İpek'i hızla konjonktürü değerlendirmeye ittiği tahmin ediliyor. Koza Altın'ın doğrudan ve dolaylı olarak halen yüzde 60 hissesini Koza Davetiye ve İpek Matbaacılık kontrol ediyor. Geri kalan sermayenin de tamamına yakını de yine Koza-İpek Grubu'nun diğer şirketlerine ait. Bu haberin ardından iki günde borsada Koza hisseleri yüzde 11,5, İpek Matbaacılık hisseleri ise yüzde 18 değer kazandı.
MYNET |
|
|
Çarşamba, 25 Kasım 2009 10:43 |
|
 Dün Gelir İdaresi Başkanlığında toplanan ve 16 saat devam eden Merkezi Uzlaşma görüşmelerinden bir sonuç çıkmadı
Maliye Bakanlığı ile Doğan Yayın Holding'in, gruba kesilen 4 milyar 823 milyon 825 bin 987 liralık vergi cezası için uzlaşmaya varamadığı öğrenildi.
Maliye Bakanlığı yetkililerinden edinilen bilgiye göre, dün saat 14.00'de Gelir İdaresi Başkanlığında toplanan ve 16 saat devam eden Merkezi Uzlaşma görüşmelerinden bir sonuç çıkmadı.
Doğan Yayın Holding'in Kamuyu Aydınlatma Platformunda (KAP) yayımlanan özel durum açıklamasında, Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı ile yapılan uzlaşma görüşmelerinin sonuçlanmasına ilişkin bilgiler verildi.
Açıklamada şöyle denildi:
"T.C. Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı ile yapılan uzlaşma görüşmelerinde, uzlaşma görüşmelerine katılan Şirketimiz Doğan Yayın Holding A.Ş. ve hiçbir Bağlı Ortaklığımız için "uzlaşma vaki olmamıştır'.
Daha önce de kamuya açıkladığımız üzere; uzlaşmanın vaki olmaması sonucunda doğrudan ve dolaylı Bağlı Ortaklıklarımızın (Doğan TV Holding A.Ş. D Yapım Reklamcılık ve Dağıtım A.Ş., Doğan Prodüksiyon Hizmetleri A.Ş. ve Alp Görsel İletişim Hizmetleri A.Ş.) kendilerine tebliğ edilen Vergi ve Ceza İhbarnamelerinin terkini amacıyla açmış oldukları davalarda, dava süreci kaldığı yerden devam edecektir.
Diğer taraftan, şirketimiz Doğan Yayın Holding A.Ş. 1 Nisan 2002-31 Mart 2003 hesap dönemine ilişkin olarak tebliğ edilen 35 milyon 182 bin 511 lira tutarında vergi aslı ve ceza ihbarnamesi için ve Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş. ise henüz dava açmamış olduklarından, tebliğ edilen Vergi ve Ceza İhbarnamelerinin terkini amacıyla dava açacaklardır."
|
|
Çarşamba, 25 Kasım 2009 10:40 |
|
 2010’a ilişkin beklentilerini yayınlayan The Economist, gelecek yılın ‘hayal kırıklığı yılı’ olacağını belirtti.
The Economist, dünyada sosyal patlama ihtimali en yüksek ülkeler arasında gösterdiği Türkiye ile ilgili olarak “IMF olmazsa borç ödeme sıkıntısı yaşanır” tahmininde de bulundu.
Saygın finans ve siyaset dergisi The Economist, her yıl yayınladığı özel sayılara bir yenisini ekledi ve 2010 yılında dünya ile ilgili beklentilerini açıkladı. Küresel ekonomide 2010 yılının yine bir hayal kırıklığı yılı olacağına dikkat çeken dergi, özellikle Avrupa Birliği ülkelerinde yüzde 10.1 olan işsizlik rakamının 2010 yılında daha da artarak yüzde 11’e yükseleceğini beklediklerini belirtti. Economist’in dünyadaki her ülke için beklenti ve hedeflerini yayınladığı bölümde Türkiye için şu tahminler yapıldı:
- Türkiye’de ılımlı İslamcı Ak Parti ile laik, siyasi ve askeri kurumlar arasında çatışma sürecek.
- Ekonomi de aynı şekilde test edilecek. Hükümet IMF ile anlaşarak yabancı yatırımcılar için güven oluşturmazsa özellikle borç ödeme sıkıntısı tehdit oluşturabilir.
- Türkiye’nin AB üyeliği yolunda çok önemli bir faktör olan Kıbrıs görüşmeleri devam edecek ancak çözüme ulaşmayacak.
- Türkiye için 2010’da kültür turizmine dikkat edilmeli. İstanbul’un Ocak ayında 2010 Avrupa Kültür Başkenti olmasının ardından turizm gelirlerinde artış görülecek.
Economist ayrıca dünya genelinde özellikle ekonomik kriz nedeniyle çatışma risklerinin yükseldiğini belirten bir de harita yayınladı. Bu haritada Türkiye; Rusya, Çin, Malezya, Filipinler gibi ülkelerle birlikte “sosyal isyan ihtimali yüksek oranda riskli” ülkeler arasında yer aldı.
CEPLERDE TEK TİP ŞARJ KULLANILACAK 2010 yılında dünyada yaşanacak diğer kayda değer gelişmeler ise şöyle:
- ABD askerleri Irak’tan Ağustos ayında çekilecek Ortadoğu’da güçler dengesi yeniden şekillenecek.
- İngiltere’de İşçi Partisi iktidarı sona erecek, Muhafazakarlar uzun bir aradan sonra iktidara gelecek.
- Obama ABD halkına verdiği sözü tutarsa Guantanamo kapatılacak.
- Tüm cep telefonları için standart şarj aleti kullanılmaya başlanacak.
TÜRKİYE’YE YÖNELİK EKONOMİK TAHMİNLER The Economist, Türkiye ekonomisinin 2010 yılında yüzde 3 oranında büyüyeceği tahmininde bulundu. Dergiye göre, Türkiye’nin milli geliri gelecek yıl 687 milyar dolar olacak. Hükümetin açıkladığı Orta Vadeli Program’da gelecek yıl için yüzde 3.5’lik büyüme hedefi konulmuştu. The Economist’in enflasyon tahmini de hükümetten 2 puan yüksek.
ECONOMIST BÜYÜME: yüzde 3 MİLLİ GELİR: 687 milyar dolar KİŞİ BAŞINA MG: 9.370 dolar ENFLASYON: yüzde 7 NÜFUS: 73.3 milyon
|
|
Çarşamba, 25 Kasım 2009 10:39 |
|

Altın fiyatları 1.168 dolara kadar yükseldi. Peki bu hızlı yükseliş nezaman duracak. Uzmanlar uyarıyor düşüş çok sert yaşanacak dikkatli olmak lazım.
Atın rekora doymuyor. Hergün rekor tazeleyen altın fiyatları dolardaki hareketten de faydalanarak hız kesmeden yoluna devam ediyor.
Herkes altındaki bu yukarı yönlü hareketin ne kadar daha süreceğini merak ediyor.
CNBC'de yer alan makleye göre altın da bir zamanlar petrolde yaşanan çöküşü yaşayacak.
Petrol fiyatlarının 200 dolarları bulacağı söylentileri yayıldığı dönemlerde yeniden 40 dolarlara kadar düşeceği tahmin bile edilemiyordu. Altında da 'parabolik' bir eğri olacağı düşüncesi son günlerde ağırlık kazandı. Bu parabolik trendin tehlikeli olacağı ve ani düşüşe hazır olunması gerektiği de makalede yer aldı.
Onsu 1.160 dolara kadar çıkan altınınen üst seviyeye ulaştığı belirtilen yazıda, 1000 doları aşması ile dönüm noktası yaşandığı yer alıyor.
Sınırın geçilmesinde pek çok etken altını destekledi. Bunlardan biri Hindistan Merkez Bankası'nın büyük miktarda altın alımı oldu. Tabi dolardaki değer kaybı ve tarihi düşük seviyelerdeki faiz de diğer etkenler olarak sıralandı.
Bu yukarı yönlü hareketin parabolik bir eğriyi andırması; bu eğrinin özelliği nedeniyle ani düşüşün de geleceğinin kanıtı olarak değerlendiriliyor.
Yatırımcıların bu noktada dikkat etmesi gerektiği de makalede yer alan başka bir konu. Çıkış sinyallerinin iyi değerlendirilmesi gerektiği kaydedilen yazıda petrol fiyatları örnek olarak gösteriliyor.
2008'de petrolde yaşanan hızlı çıkış ile petrolün varil fiyatı 140 dolara yükselmişti. Bu yükselişinde karakteristik bir parabol haraketi olduğunu belirtilen yazıda sert düşüşlere hazırlıklı olmak gerektiğinin altı çiziliyor.
Petrol TSİ 18.40'da 75 dolardan işlem görürken altının onsu 1.668 dolardan işlem görüyor.
|
|
Salı, 24 Kasım 2009 16:27 |
|
 Kamu kurumlarının istatistik hatalarına bir yenisi daha eklendi.
Merkez Bankası, haftalık bülteninde bankalardaki döviz tevdiat hesabının bir haftada 20 milyar dolar azaldığını açıkladı. 6 Kasım’da Türkiye’deki tasarruf sahiplerinin döviz tevdiat hesaplarını 94 milyar dolar olarak açıklayan Merkez 13 Kasım’da 74 milyara çekti. Eski TÜİK Başkanı Sıddık Ensari’ye göre birçok veride hâlâ yanlışlar var .
Son aylarda kamu kurumları tarafından yayımlanan verilerdeki hatalar dikkat çekici boyuta ulaştı. Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) sanayi üretimi ve iller bazında ihracat kalemlerindeki akıl almaz rakamlar medya tarafından yapılan uyarılar sonucunda düzeltilmişti. Yanlış veriler kervanına son olarak Merkez Bankası (MB) katıldı. Merkez Bankası haftalık basın bülteninde yayımladığı "Mevduat Bankalarındaki Mevduat" istatistiklerinde 20 milyar dolarlık bir hataya imza attı.
Banka'nın bültenine göre 6 Kasım'da 94 milyar dolar olan yurt içindeki gerçek ve tüzel tasarruf sahiplerinin döviz mevduatı 13 Kasım'da 74.5 milyar dolar seviyesine indi. Bir başka deyişle Türk halkı ile şirketlerin bankalardaki döviz hesaplarındaki para bir haftada 20 milyar dolar (30 milyar TL) eridi. İşin ilginç yanı haftalık basın bültenini excel ve PDF formatında yayımlayan banka, bu hatayı sadece excel formatındaki raporda yaptı. PDF raporunda ise son veri 6 Kasım'a ait.
BASININ DÜZELTİYOR Kamu kurumlarının 2009'da artan yanlış istatistikleri basın tarafından düzeltilmeye başlandı. Basın mensuplarının uyarıları üzerine 9 ayda birçok hata düzeltildi. Bunlardan ilk akla gelenler TÜİK sanayi ve ihracata ilişkin yanlış verileriydi. Ayrıca, Merkez Bankası daha önce faiz kararına ilişkin yaptığı İngilizce basın açıklamasında, Türkçesinden farklı olarak 'ölçülü' ifadesini kullanmamıştı. Hata, banka ekonomistlerinin uyarılarıyla düzeltilmişti.
Devlet İstatistik Kurumu (DİE) eski Başkanı Mehmet Sıddık Ensari ise yaşanan istatistik hatalarından yöneticilerin sorumlu olduğunu belirterek, "Ben görevdeyken de alttan birçok yanlış veri gelirdi. Örneğin milli gelir hesaplarında input/output hesaplamalarının yanlış olduğu için görevim süresince yayınlamadım. Şu anda hala milli gelir hesaplarında yanlışlıklar var. Burada yöneticilerin gelen verilere göz atması gerekiyor" dedi. Ensari, "Kurumlar daha dikkatli ve etik davranmalı. Buna 'Rakam Etiği' denir. Rakamlar terazidir, dengesi bozulmamalıdır" değerlendirmesinde bulundu.
|
|
|
|
|
|
|
Sayfa 134 > 188 |