|
Pazar, 06 Mart 2011 20:20 |
|
Bir banka yöneticisinin yaptığı açıklamalar borsada o gün yüzde 4'e yakın bir kayıp yaşanmasına neden oldu

Hafta içinde Rekabet Kurulu'nun 8 banka hakkında (Akbank, Garanti Bankası, Denizbank, Finans Bank, Halk Bankası, Vakıflar Bankası, Yapı Kredi Bankası, İş Bankası) açtığı promosyon soruşturması oturumunda durum bazı banka yöneticileri tarafından abartıldı.
Büyük bir banka yöneticisinin (eğer gerçekten bu şekilde söylendiyse) tehdit vari, "suçlanırsak 7 milyar dolar ülkeden çıkar, banka hisseleri yüzde 20 düşer" şeklindeki açıklamaları Borsa'da o gün yüzde 4'e yakın bir kayıp yaşanmasına neden oldu. Borsa çarşamba günü başka bir sebeple de düşebilirdi, panik havası bu açıklamalardan sonra tahrip edici oldu. Zira bu sözler zaten diken üstünde hareket eden piyasalarda satışları körükledi. Banka yöneticisinin Borsa'da hisselerinin piyasa değerinin düşeceğini öne sürerek bir savunma yapmasını doğrusu etik bulmuyorum. Savunmanın konuyla ilgili olması gerekirdi. Rekabet Kurulu Başkanı ve soruşturmada yer alan bazı banka yöneticilerinin bir gün sonra yaptıkları sakinleştirici açıklamalar piyasalarda toparlanmaya yardımcı oldu. Özellikle bankacılık hisseleri öncülüğünde bir günde yüzde 4 düşen Borsa'da birçok hissede yüzde 10'a yakın kayıplar yaşanmıştı. Soruşturma ile ilgili karar 10 Mart Perşembe günü verilecek. Tabii bu süre zarfında olan yine yatırımcıya oldu.
Gelelim bir diğer hususa; son zamanlarda İMKB'de alıcı ve satıcının aynı gün belli olmayışı ve emir iptali ile ilgili serzenişlerin arttığı görülmekte. Bu konuda fazla bir tartışmaya girmek istemiyorum ama saçı jöleli, yakışıklı ekonomi yazarının abarttığı gibi Borsa'daki düşüşü buna bağlamanın yanlış olduğunu düşünüyorum. Borsa, bu uygulamalar olmasa da düşecekti. Yabancıların gün içinde virman yaparak satış yapmaları zaten çoğu zaman yanıltıcı oluyor. İMKB yönetiminin başlattığı uygulama doğru mu, o konu ayrıca tartışılır. Düşüşe bunu bahane etmek, 'İtalyan Borsası bile düşmüyor, Türk Borsası bu yüzden düşüyor' tezini çok abartılı buluyorum. 2008 krizinde İtalyan Borsası MIB 42000 puan seviyesindeydi. Bugün 22 bin puanlarda geziniyor. İMKB ise krizde 58 bin puandayken şu an 61 bin puanda, müsaade et de endeks o kadarcık düzeltme yapsın.
İMKB'de düşüşün birkaç önemli sebebi var, tekrar hatırlatmak istiyorum. İMKB 2009-2010 yıllarında en iyi performans gösteren ilk üç borsa arasındaydı ve 2010 yılında yapılan anayasa değişikliği referandumu öncesi ve sonrası büyük bir yükseliş yaşayarak dünya borsalarından pozitif ayrışmıştı. Yani fiyatlar yüksek kalmıştı. Dolar bazı rekor kırılmıştı. Seçimlere kadar kredi not artışı gelmeyeceğini tahmin eden yabancılar fiyatlar yüksekken satışı tercih ettiler. Sıcak paranın bilerek ürkütülmesi aşamasında satışlarına hız vererek takasta yüzde 70'lerden yüzde 63'lere kadar gerilediler. İkincisi, Merkez Bankası faiz indirimlerine ara vererek piyasalarda sıkılaştırma operasyonu başlattı. Bankaların 2009-2010 yıllarında yaşadığı o müthiş kâr elde etme döneminin sonuna gelindiği anlaşılınca bankalara endeksli Borsa düşüşe geçti.
Ortadoğu ve Kuzey Afrika'daki isyan dalgası zaten yükselmekte olan petrol fiyatlarına ivme kazandırdı. 2010'da müthiş bütçe performansına ve yüzde 8'lik büyümeye karşılık rekor cari açık veren Türkiye'nin bu yumuşak karnı kredi derecelendirme kuruluşlarına malzeme oldu. Yabancı yatırımcı seçimler öncesi 'sat, bekle' pozisyonuna geçti.
Anlayacağınız, emir iptali veya günlük takasın görülmeyişi gibi faktörler bu düşüşte çok fazla rol oynamadılar. Sorun, bankaların Türk Borsası'nı gereğinden fazla etkilemesinde yatıyor. Daha önceleride yazdık; Borsa'daki şirketlerin yüzde 90'ı yükselsin, buna karşılık birkaç banka düşsün endeks düşüyor. Tersi durumda bankalar yükselsin, diğerleri düşsün Borsa yükseliyor. Ayrıca vadeli işlemler piyasalarında da pozisyon alan kurum veya şahıslar bu durumu bir fırsata dönüştürerek banka hisselerini aşağı yukarı oynatarak piyasalarda at koşturuyorlar. Çözüm, bankaların endekse olan etkilerinin azaltılmasından geçiyor.
BORSA'DA YÜKSELİŞ NE ZAMAN BAŞLAR?
Borsa yaklaşık dört aydır düşüş trendinde hareket ediyor. Endekste kayıp reel olarak yüzde 29'u buldu. Son toparlanmalarla kayıp 25'ler civarında. Bu durumu fırsat olarak gören bazı yabancı fonlar artık 'Türk piyasasını yeniden düşünmeliyiz' şeklinde raporlar hazırlıyorlar. Muhtemelen mart ayı ve nisan ayının bir bölümünde de dalgalanmalar devam edecek. Yabancı yatırımcılar seçim öncesi düşüşlerde alım fırsatlarını kollayacak gibi görünüyorlar.
Tahvil zirve yaptı
Ocak ayı başında 6,79 ile tarihî dip noktasına gerileyen gösterge tahvili, yabancı çıkışları ve yerli bankaların likidite sıkışıklığının devam edeceği endişeleri ile 2 puana yakın artarak 10 ayın yükseğine çıktı. 2010 yılında ekonominin ciddi bir şekilde ısınmasının ardından Merkez Bankası'nın aldığı tedbirler para politikalarında yeni bir sürecin başlayacağı sinyalini vermişti. Dünyada paranın gelişmekte olan ülkelerden ABD'ye olan yönelimin hızlanması ve son aylarda patlak veren Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgelerindeki sıcak gelişmelerin de etkisiyle artan petrol fiyatları, Borsa ve bono piyasasından çıkışların sürmesine sebep oldu. Geçen yıl da benzeri bir şekilde bir yükseliş yaşanmış, gösterge faizleri 10,14'e kadar çıkmıştı. Tahvil fiyatları şu an 8,99 seviyesine ulaşmış durumda. Enflasyondaki düşüş eğilimi sürmesine rağmen tahvil piyasasındaki yükselişin petrol fiyatlarına ilişkin endişelerle sıkılaştırma çabalarının süreceğine ilişkin beklentiler olduğu bir gerçek. Ancak piyasalarda toparlanmanın başlamasıyla birlikte aşağı yönlü seyir tekar başlayacaktır.
Selim Işıklar/Zaman |
|
|
Cumartesi, 05 Mart 2011 12:53 |

Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan Aygün, 1 Ocak’ta yürürlüğe giren dört yönetmelikle, vergi inceleme ve denetimlerine yeni standartlar getirildiğine dikkat çekti.
Maliye Bakanlığı’nca yapılan yeni düzenlemelerin uzun süren vergi incelemelerine çeki düzen getireceğini belirten Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan Aygün, "Vergi incelemesinde keyfiyet ortadan kalkacak. Bu düzenlemelerle çağdaş vergi sistemine yönelik büyük bir adım atılmıştır. Siyasilerin elinden vergi sopası alınıyor. Siyasiler artık bizi istediği gibi dövemeyecek" ifadelerini kullandı.
Aygün, yeni düzenlemeler hakkında mükellefleri bilgilendirmek amacıyla yazılı bir açıklama yaptı. Yapılan en önemli düzenlemelerden birinin inceleme sürelerine sınırlama getirilmesi olduğunu vurgulayan Aygün, mükelleflerin tüm işlemlerinin incelendiği "tam inceleme"nin en fazla 1 yıl, bazı işlemlerinin incelendiği "sınırlı inceleme"nin ise en fazla 6 ay içinde tamamlanacağını söyledi. Aygün, "Süre sınırlaması sayesinde, incelemelerin yıllarca sürmesinin önüne geçiliyor" dedi. Aygün ayrıca siyasilerin elinden vergi sopasının alındığını belirterek, "siyasiler artık bizi istediği gibi dövemeyecek" dedi.
Aygün’ün verdiği bilgiye göre, bu süreler içinde incelemenin bitirilememesi halinde, gerekçeli bir yazı ile ek süre talebinde bulunulabilecek ancak ek süre 6 ayı geçemeyecek. Ek süre içinde de incelemeyi bitiremeyen inceleme elemanı hakkında disiplin hükümleri uygulanacak. Yeni düzenlemeler uyarınca vergi inceleme görevi yazı ile verilecek. Vergi incelemesine yetkili olanlar, görevin verilmesinden itibaren en geç 10 gün içinde işe başlayacak. 30 gün içinde de inceleme başlatacak. Bu süre içinde incelemeye başlanamamasını haklı kılan bir mazeretin varlığı halinde en fazla 15 günlük ek süre tanınacak.
DEFTERLER MÜKELLEFTEN YAZILI OLARAK İSTENECEK İnceleme sırasında defter ve belgeler mükelleften yazılı olarak istenecek ve tutanakla teslim alınacak. Maliye Bakanlığı’nın elektronik ortamda tutulmasına izin verdiği defter ve belgeler, elektronik olarak da ibraz edilebilecek.
Vergi incelemesi, mükellefin işyerinde yapılacak. Ancak işyerinin müsait olmaması, işin terk edilmesi, ölüm gibi zorunlu nedenlerle veya mükellef ve vergi sorumluları isterlerse inceleme dairede de gerçekleştirilebilecek. İncelemenin dairede yapılması halinde istenilen defter ve belgeleri mazeretsiz olarak zamanında teslim etmeyenler, bunları ibraz etmemiş sayılacak. Haklı bir mazeret gösterenlere ise ek süre verilecek.
Resmi çalışma saatleri dışında inceleme yapılamayacak ancak tutanak düzenlenmesi ve inceleme ile ilgili emniyet tedbirlerinin alınması gereken hallerde, bu işlemler resmi çalışma saatleri dışında da yapılabilecek.
DENETMEN "SIR" SAKLAYACAK Vergi incelemesine yetkili olanlar, mükellefin ve mükellefle ilgili kimselerin şahıslarına, muamele ve hesap durumlarına, işlerine, işletmelerine, servetlerine veya mesleklerine ilişkin olarak öğrendikleri sırları veya gizli kalması gereken diğer bilgileri ifşa edemeyecek. Kendilerinin ya da üçüncü kişilerin yararına kullanamayacak. Bu yasak, inceleme elemanları görevlerinden ayrılsa bile devam edecek. Vergi incelemesine yetkili olanlar, vergi kanunlarına, ilgili kararname, tüzük, yönetmelik, genel tebliğ ve sirkülere aykırı rapor düzenleyemeyecek. Vergi inceleme raporları, vergi türü ve dönemi itibariyle ayrı ayrı düzenlenecek. Raporların, Rapor Değerlendirme Komisyonu’na teslim edildiği tarih, incelemenin tamamlandığı tarih olarak kabul edilecek. İnceleme tamamlandıktan sonra, mükellefin defter ve belgeleri 15 gün içinde bir tutanakla iade edilecek.
RAPORLAR 60 GÜN İÇİNDE DEĞERLENDİRİLECEK "Rapor Değerlendirme Komisyonlarının Teşkili İle Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğe" göre de, vergi inceleme raporları için Rapor Değerlendirme Komisyonları oluşturulacak. Komisyonlar üye tam sayısı ile toplanacak ve oy çokluğuyla karar alacaklar. Komisyonlar, vergi inceleme raporlarını en geç 60 gün içinde değerlendirecekler. Vergi suçu raporları için de en geç 20 gün içinde mütalaa verecekler. Tarhı öngörülen vergi tutarının 10 milyon TL’yi aşması halinde söz konusu rapor "Merkezi Rapor Değerlendirme Komisyonu" tarafından değerlendirilecek. Bu tutar, her yıl bir önceki yıla ilişkin yeniden değerleme oranında artırılacak.
İNCELENECEK MÜKELLEFİ KURUL BELİRLEYECEK Yeni düzenlemeye göre, incelemeye tabi tutulacak sektörler, konular ve mükellefleri "Vergi İnceleme ve Denetim Koordinasyon Kurulu" tespit edecek. Kurul bu tespiti yaparken Gelir İdaresi Başkanlığı’nın risk analizlerini dikkate alacak. Düzenlemeden önce, incelenecek mükellef ve sektörleri ilgili inceleme birimleri belirliyordu. Vergi incelemeleri ve denetimleri, Kurul tarafından hazırlanan "yıllık plan" çerçevesinde yürütülecek. Kurul yıllık planın uygulama ve sonuçlarını izleyecek. Maliye Bakanı da, inceleme ve denetimlerin yıllık plana uygun bir şekilde yürütülüp yürütülmediğini takip edecek. İnceleme ve denetim birimleri, vergi kayıp ve kaçağının yoğunlaştığı alanları ve bunların nedenlerini, yargı organlarının konuya ilişkin yaklaşımını ve inceleme sonuçlarını, sektörler, konular ve mükellef grupları itibariyle analiz edecek. Bu çerçevede gereken önlemler ve yapılması gerekli düzenlemelere ilişkin bir rapor hazırlayarak, Koordinas
|
|
Cumartesi, 05 Mart 2011 12:50 |

Faiziyle birlikte 100 milyar liraya ulaşan vergi barışında kamunun vazgeçtiği alacaklar da netleşiyor.
Devlet her 100 lira gelir vergisi alacağının 31 lirasını siliyor
Trafik cezalarından su faturalarına, Gelir Vergisi'nden KDV'ye kadar yeniden yapılandırma kapsamına giren borçlarda yüzde 50'ye varan oranlarda indirime gidiliyor. Faiziyle birlikte yaklaşık 100 milyar liraya ulaşan vergi ve prim alacaklarında vatandaşa, ödeme kolaylıklarının yanında bazı avantajlar da sunuluyor. Devlet, 50 bin liralık KDV alacağının 10 bin lirasından vazgeçerken, 4 bin liralık gelir vergisi borcu 2 bin liraya düşüyor. İşçiden işverene, öğrenciden ev kadınına, özürlülerden sanatçılara kadar geniş bir yelpazeyi ilgilendiren düzenlemelerle önemli kolaylıklar getiriliyor.
Gelir vergisi borcunuz kuşa dönecek! Borcunu yapılandırmak isteyen vatandaşların öncelikle alacaklı idareye başvurması gerekiyor. Dökümünü bile istemekte korktuğunuz vergi borcunuz yeni düzenleme ile kuşa dönecek.
ÖRNEK: 26 Ocak 2008 vadeli 2 bin 500 lira gelir vergisi süresinde ödenmemiş. Yasanın yayımlandığı tarihe kadar 2 bin 50 lira gecikme zammı hesaplanmış. Bu tarihten itibaren toplam borç 4 bin 550 lira'dır. Vergi aslına uygulanan gecikme zammı yerine TEFE/ÜFE aylık değişim oranlarına göre hesaplanacak. Ödenecek toplam 3 bin 119 lira tutarın yasada öngörülen sürede ödenmesi durumunda, 1.431 liralık alacaktan vazgeçilecek.
Borcunuz sıfırlanabilir! Vergi aslına bağlı olmaksızın kesilmiş vergi cezalarının yüzde 50'sinin tahsilinden vazgeçiliyor. Yasanın yayımlanmasından önce cezalara karşılık kısmi ödeme yapılmasında ödenmemiş kısım yasadan yararlanılacak.
ÖRNEK: Mükellefe, yaptığı satışa ilişkin fatura vermemesinden dolayı 160 lira özel usulsüzlük cezası kesilmiş ve ceza ihbarnamesi 3 Mayıs 2010'da tebliğ edilmiş. Ceza itirazsız kesinleşmiş. Mükellef başvuruda bulunursa bu tutarın 80 lirası silinecek. Kalan 80 liralık özel usulsüzlük cezasının tahsilinden da vazgeçilecek.(SABAH)
|
|
Cumartesi, 05 Mart 2011 12:48 |

Maliye Bakanı Şimşek, kendi bakanlığına bağlı birimlerde kamuya sınavla eleman alma yaşını 30’dan 35’e çıkardığını açıkladı.
Şimşek, az önce Twitter'dan 3 ayrı mesaj yayınladı.
İlk mesajında "Bugünkü sohbetimizin asıl konusu bir çok arkadaşımızın, vatandaşımızın merakla beklediği bir konuda bir müjde olacak" diyen Şimşek, ikinci mesajında "Bakanlığıma bağlı birimlerde kamuya sınavla eleman alma yaşını 30’dan 35’e çıkarıyorum" ifadesini kullandı.
Şimşek son twitinde ise memuriyete alım yaşını yükseltmenin bütün kamuda uygulanması için azami bir gayret sarfettiğinin altını çizdi.
|
|
Cumartesi, 05 Mart 2011 12:44 |

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, artık kentsel dönüşüme ağırlık vereceklerini belirterek, İstanbul’u değiştirmenin artık şart olduğunu söyledi.
Ve İstanbul’u değiştirmenin artık şart olduğunu söyledi.Erdoğan, TOKİ’nin yeni hedefini 2023 yılı için 1 milyon konuta çıkardıklarını da belirtirken, “2008 sonunda, ABD’de mortgage krizi olarak ortaya çıkan küresel finans krizi tüm dünyayı etkisi altına alırken, Türkiye konut krizi yaşamamış, küresel finans krizini de TOKİ formülünün de katkısıyla en az etkiyle atlatabildi”dedi.
Hedefimizi gerçekleştiremedik Başbakan Erdoğan, başta İstanbul olmak üzere tarihi kentlerin çevrelerinde yığınla insanın yaşadığı varoşların oluştuğunu hatırlatarak, şöyle konuştu: “Türkiye’de bu süreci neredeyse yüzde 100 oranında durdurduk. Fakat hedefimizi gerçekleştiremedik. İstanbul şu yaşadığımız İstanbul olmamalı. İstanbul’u değiştirmemiz şart. Daha çok almamız gereken mesafe var. Bunu vatandaşlarımızla da paylaşmak istiyoruz. Orada ciddi engeller var. Bunu aşmakta zorlanıyoruz.”
Krizi TOKİ modeliyle atlattık TOKİ’nin faaliyetleri hakkında da bilgi veren Başbakan Erdoğan, şunları anlattı: “Şu an itibariyle, 483 bin 287 konut sayısına ulaşmış durumda. Bu konutlardan 350 bin tanesi tamamlandı ve sahiplerine teslim edildi. İhale tarihi alınmış 28 bin konutumuz daha var. Yani, Mayıs, Haziran ayları itibariyle 512 bin konut sayısına ulaşmış olacağız. Şu anda, 81 il, 800 ilçede, 1888 şantiyemiz aralıksız çalışıyor. 1984’te Türkiye’nin konut ihtiyacını karşılamak üzere kurulan TOKİ, 2002 yılına kadar geçen 19 yılda 43 bin konut üretebildi. 19 yılda 43 bin konut üretilirken, biz sadece 8 yılda 483 bin konut rakamına ulaştık. Bir başka ifadeyle, 100 bin nüfuslu 20 şehir ya da bir adet Bursa şehrini sıfırdan inşa ettik.”
Bayraktar: Paramız yoksa bu işi yapamayız TOKİ Başkanı Erdoğan Bayraktar, konut sorununu çözmenin kişi başına gelirin artması, kültür ve yasal düzenlemelerle ilgili bir konu olduğunu belirtti. Türkiye’yi İspanya ve Kore’ye benzettiklerini ifade eden Bayraktar, İspanya ve Kore’de 20 yıl önce ciddi gecekondulaşma varken, kişi başına gelirlerinin 15 bin doların üstüne çıkmasıyla gecekondu meselesinin halledildiğini söyledi. Bayraktar, “Paramız yoksa bu işi halledemeyiz” dedi.
|
|
|